Ya Resulâllah

Ne çok şey görüyor gözlerim. Oysa kör olmak istiyorum Zinnure gibi aşkımdan; yalnız seni görsün gözlerim. Dillerim senden gayrısına lal olsun istiyorum. Kimim ben ya Resulallah? Neden yanında, yakınında değilim? Neden senin için ölümüne atmıyor yüreğim? Neden sen değilsin sadece emelim? Oysa ben Habbab olmak istiyorum. Tenimden akan yağlar müşrik ateşini söndürsün. Yandıkça yanayım senin için. Sönen ateş değil ben olayım ya Resulallah! ‘Mağaradaki gecesine bütün amelimi verirdim.’ dediği gibi Hz. Ömer’in, Hz. Ebu Bekir’in seni gören gözlerine bütün ömrümü vermek isterdim.


YALNIZ SANA…
Ya Resulâllah!

Ellerim titriyor ismini yazarken; tıpkı kalbimin titrediği gibi adını anarken. Aramızdaki ünsiyet nedir bilmiyorum; hoş, var mı onu da bilmiyorum. Belki sen hiç duymadın benim ismimi. Layıkıyla gönderemediğim selamları belki hiç almadın.

Ben sana hiç ‘anam babam feda olsun ya Resulallah!’ demedim ki… ‘Senin başına bir musibet gelmesindense benim başıma gelmesini isterim.’ diyemedim ki Sıddıkı Ekber gibi. Gözyaşlarımı senin için akıtmadım ki ya sana bir şey olursa diye. Yanmadı içim Hz. Ömer’in senin vefat edeceğini anladığı zaman içinin yanışı gibi. Akabede ellerine sarılamadım; tıpkı şimdi sünnet-i seniyyene sarılamadığım gibi. ‘Senin alt katta olduğun bir yerde ben üst katta oturamam.’ diye yalvarmadım ki Eba Eyyup gibi. Dökülen suyun sana zarar verebileceği korkusuyla sudan önce aşağı inip tuttukları havluyla, sararan yüzleriyle, yalvaran gözleriyle baktığı gibi ashabın bakmadım ki ben sana hiç. Utanıyorum Hz. Osman’ın yanına girerken utandığı gibi edebinden utanıyorum; lakin edepsizliğimden. Ağlıyorum ‘O bir tek gün doyasıya yemedi.’ diyen Hz. Ayşe gibi doyduğum günlere ağlıyorum. Aklımı yitiriyorum ya Resulallah! Allah dediği için işkence görürken aklını yitiren Ebu Hukeyfe gibi kul olamadığım her an aklımı yitiriyorum.


Ne çok şey görüyor gözlerim. Oysa kör olmak istiyorum Zinnure gibi aşkımdan; yalnız seni görsün gözlerim. Dillerim senden gayrısına lal olsun istiyorum. Kimim ben ya Resulallah? Neden yanında, yakınında değilim? Neden senin için ölümüne atmıyor yüreğim? Neden sen değilsin sadece emelim? Oysa ben Habbab olmak istiyorum. Tenimden akan yağlar müşrik ateşini söndürsün. Yandıkça yanayım senin için. Sönen ateş değil ben olayım ya Resulallah! ‘Mağaradaki gecesine bütün amelimi verirdim.’ dediği gibi Hz. Ömer’in, Hz. Ebu Bekir’in seni gören gözlerine bütün ömrümü vermek isterdim.


Vazgeçtim insanlığımdan ya Resulallah! Sana bakan ağaç olmak, dayandığın duvar olmak… Razıyım yüzüstü sürünmeye, seni gören yılan olmak isterdim ya Resulallah!
                              
 

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "