HZ. ÂDEM VE İLK TÖVBE

 

                              HZ. ÂDEM  VE  İLK TÖVBE

                  “Muhammed (s.a.v) hakkı için, onun hürmetine beni affet”

Âdem (a.s) ilk insan ve ilk peygamberdi. Ona, eşiyle birlikte cennetin tüm nimetleri hiç sıkıntı çekmeden elde edilecek şekilde sunulmuştu. Bunca nimet içinde yalnızca bir tane meyveye yasak konulmuştu. Fakat şeytanın da aldatmasıyla onlar Allah’a karşı geldiler. Sonunda da ellerindeki her şeyi kaybettiler. Allahü Teâlâ ceza olarak, onları dünyaya gönderdi. Böylece tüm ihtiyaçlarını ancak meşakkat çekerek karşılayabileceklerdi... :

Allahü Teâlâ (c.c), Âdem (a.s) ve Hz. Havva’nın cennette yaşamalarına ve orada,   yaklaşmalarını yasakladığı bir tek ağaç dışında, cennet meyvelerinin hepsinden ve cennet’in her nimetinden bol bol yararlanmalarına müsaade etti. 1

Âdem (a.s) ile Hz. Havva’ya, cennetteki belli bir ağaçtan yaralanmalarının yasaklanması kendileri için bir imtihan olup bu da, hem kendileri hem de zürriyetleri hakkında, yerine getirilecek ilahi hükmün bir gereği idi. 2

Allahü Teâlâ, İblis’in de kendilerine düşman olduğunu açıkladı:

 “Ey Âdem, dedik, bu hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra yorulur sıkıntı çekersin!”

 “Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır ne de çıplak kalmak. Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın…”

İblis ise onları tuzağa düşürmek için türlü yalanlar söyledi. Kendilerinin iyiliklerini istediğine yemin edip ağacın meyvesinden yemelerinin gerektiğine onları inandırdı:

“Derken şeytan onun aklını karıştırıp, ey Âdem dedi sana ebedîlik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi?”

Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini Cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tövbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti.

Dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz. Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz .

O: Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben hakikaten görür idim. Der. (Allah) buyurur ki: işte böyle. Çünkü sana ayetlerimiz geldi; ama sen unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!

Doğru yoldan sapanı ve Rabbinin ayetlerine inanmayanı işte böyle cezalandırırız. Ahiret azabı, elbette daha şiddetli ve daha süreklidir.” 3

Âdem (a.s) tövbe için Rabbine yöneldi. Nasıl tövbe edeceği, kendisine ilham olundu ve tövbe etmeye başladı:

“ Allah’ım! Senden başka ilah yoktur! Ben, seni hamdinle tesbih ederim.

Yâ Rabb! Ben kendime zulmettim! Sen, beni, bağışla. Sen bağışlayanların en hayırlısısın!

Allah’ım! Senden başka ilah yoktur! Biz, seni tesbih ve sana hamdederiz!

Yâ Rabb! Ben kendime zulmettim! Sen bana merhamet et! Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!

Yâ Rabb! Ben kendime zulmettim. Bana tövbeyi nasip et!

Muhakkak ki, sen tövbeyi çok kabul eden ve çok esirgeyensin!4

Hz. Ömer (r.a), Efendimiz’den (s.a.v) naklettiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“ Âdem (a.s) cennetten çıkarılınca, ‘Muhammed (s.a.v) hakkı için, onun hürmetine beni affet’ diye nida etti. Allahü Teâlâ ise,

“(onu henüz yaratmadım nereden bildin?) buyurdu.” Hz. Âdem de,

“Arş’ta la ilahe illallah Muhammeden Resulullah yazılı olduğunu gördüm. Anladım ki şerefli isminin yanına ancak en çok sevdiğinin ismini layık görürsün” dedi. Allahü Teâlâ buyurdu ki:

“Ey Âdem doğru söyledin. O bana insanların en sevgilisidir. Onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed (s.a.v) olmasaydı, seni yaratmazdım.” 5

Âdem (a.s) suçu nefsine şeytan ise Allah’a yükledi. İblis dedi ki: öyleyse beni azdırmana karşılık and içerim ki, ben de onları saptırmak için doğru yolunun üstüne oturacağım.” 6

Peki ya bizler suçu kime yükledik?

        Peki ya biz bunca nimete sahipken ve günde kaç kere Allahü Teâlâ’nın yasaklarına karşı geliyoruz! Ve de buna rağmen günde kaç defa tövbe ediyoruz!...

 

 

Dipnot:

1 Bakara: 35, Arâf:19

2 Taberî- Tarih c.1,s.53)

3 (Tâhâ 20/117-127)

4 (Taberî- Tefsir c.1, s.244-245)”

5 (Hakim, el- Müstedrek)

6 (A’raf,7/16)