ÖLÜM MELEĞİNİN SIFATI, GÖREVİ, RUHLARI KABZI

alt

İkrime Radiyallahu anh der ki: “Şit Aleyhiselam’ın sayfalarında şöyle gördüm. Âdem Aleyhisselam, Cenab- ı Hakka: ( Ya Rab! Ölüm meleğini göreyim, bana göster!) dedi.  Cenab- Hakk: Onu olduğu gibi görmeye tahammül edemezsin. Fakat Enbiya ve salihine nazil olduğu şekilde sana inzal edeyim’) diye vahyetti. Böyle iken Hz. Âdem,  ölüm meleğini gördükten sonra yedi gün baygın yattı.

Kişi salih amallerle Allah rızasını tahsil edebilirse, ölüm meleği ruhunu kabzederken çok yumuşak hareket edecek,  fakat kötülükten ayrılmamış, doğru yolu terk etmişse  davranışı  pek şiddetli olacaktır. Bu şiddetin derece ve mahiyeti idrak biraz önce dediğimiz gibi, bizim için mümkün değildir.

 

ÖLÜM MELEĞİNİN SIFATI, GÖREVİ, RUHLARI KABZI

Melekler latif birer cisimdir. İstedikleri şekle girebilirler. Bu yüzden melekül’mevt (ölüm meleği) ölünün ameline uygun bir şekle girerek ruhları kabza memur oldu. Azrail (a.s) Allah'ın kendisine verdiği emirle canlıların ruhlarını almakla görevli olan ölüm meleğidir. Kur'an-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerde bu şekliyle değil, doğrudan anlamı olan Melekü'l-Mevt (ölüm meleği) terimi kullanılmaktadır.

"De ki; üzerinize memur edilen ölüm meleği, canınızı alır. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz. " (es-Secde, 32/11)

 Kıyametin korku ve şiddetini temsilen Cenab-ı Hakk şöyle buyurur.

"Dünyada küfür ve tuğyan ederseniz, çocukları ihtiyarlatan günde ilahi azaptan nasıl sakınıp kurtuluş, selâmet bulacaksınız.” Melekler arasında ölüm meleğinin ruhları kabza memur edilmesindeki sebep tabiatındaki şiddet yüzündendir. Nitekim Zühri ve diğerlerinden rivayet edilen şu hadisi şerifte, ölüm meleğinin ruhları kabza memur edilmesindeki hikmetin şiddetli olduğu bilinmektedir.

Cenab-ı Hakk, Hz. Âdemi halk etmek üzere yeryüzünden bir miktar toprak getirmesini Hz. Cebrail’e emretti. Fakat Cebrail Aleyhisselam yere inince yer,  Cenab-ı Hakka istiaze, Cebrail de merhamet etti. Emri ilahi yerine gelmedi. Sonra Cenab-ı Hakk Mikaili gönderdi. O da eli boş döndü. Üçüncü olarak ölüm meleği Azrail yere indi. İstenilen toprağı alıp getirdi.

Cenab-ı Hakk sordu:  “Ya Azrail yer istiaze etmedi mi?”

“Etti Ya Rab!”

Cenab- Hakk: “Arkadaşların merhamet ettiği gibi, sen niçin merhamet etmedin?” dedi.

Azrail : “Emri yerine getirmek vezifemdi. Bu ona olan merhametimi yok etti.” Diye cevap verdi.

Bunun üzerine Cenab-ı Hakk: “Seni ölüm meleği yaptım. Ruhları kabza seni memur ettim.”buyurdu.

Azrail, hemen ağlamaya başladı.

Cenab-ı Hakk: “ Seni ağlatan ne?” buyurdu.

Azrail: “ Ya Rab, bir çok enbiya, esfiya, mürselin halk edeceksin. Onlar kadar ölüm kadar hoşlanılmayacak bir sey halketmedin? Bu memuriyetimi bilirlerse hakkımda iyi konuşmazlar! ”diye cevap verdi.

Bunun üzerine Cenab-ı Hak : “Ölüm için sebepler, hastalıklar, sancılar, halk ederim. Bunlarla uğraşırken seni anmağa güçleri yetmez!” diyerek teselli etti.

Melekül’mevt, yerden Âdem’in toprağını alıp da huzuru ehadiyete götürdüğü vakit, yer: “ Ya rab, gökleri yarattın ondan bir şey eksiltmedin. Beni halk ettin. Fakat eksilttin!” dedi. Cenab-ı Hak: "İzzet ve celalim hakkı için sana asi olanlardan intikam alırım !” diye cevap verdi.

Allah Teâlâ insanı topraktan yarattı ve yine toprağa geri iade etti. Ameller salih ve güzel ise kabir onu cennet bahçelerinden bir bahçe olarak karşılar. Ameller eksik, insan günahkârsa onu şiddetli bir kabir azabı beklemektedir.

Hz. İbrahim’in kendisine mahsus bir ibadethanesi vardı. Kendisinden başka kimse oraya giremezdi. Bir gün buraya yabancı bir kimsenin girdiğini gördü. “Seni buraya kim bıraktı?” diye sordu. O da: “Bunun sahibi olan Cenab-ı Hak bıraktı!” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Hz. İbrahim, kim olduğunu sordu. Ölüm meleği olduğunu öğrenince: “Mü’minlerin ruhlarını aldığın zamanki şeklini bana göster!” dedi.

Ölüm meleği İbrahim’in biraz yüzünü dönmesini istedi. O anda fevkalade güzel, insanı sarhoş edecek derecede nefis kokulu,  süslü bir elbise giymiş bir delikanlı şekline giriverdi.

Sonra Hz İbrahim, kâfirlerin ruhunu almak üzere geldiği zaman, girdiği şekli görmek istedi.  O vakit de ölüm meleğini çok çirkin görünüşlü, ağzından, burnundan ateş saçar bir halde gördü. Havf ve dehşet içinde kaldı.

Müteakiben ölüm meleği, güzel bir şekle bürünerek Hz. İbrahim’in ruhunu kabzeyledi.

Ölüm meleğinin görülmesiyle insanın duyacağı korku ve dehşeti bizim için tasavvur tarif etmek mümkün değildir. Esasen bu hususta sahih olarak bildiklerimiz çok azdır.

İkrime Radiyallahu anh der ki: “Şit Aleyhiselam’ın sayfalarında şöyle gördüm. Âdem Aleyhisselam, Cenab- ı Hakka: ( Ya Rab! Ölüm meleğini göreyim, bana göster!) dedi.  Cenab- Hakk: Onu olduğu gibi görmeye tahammül edemezsin. Fakat Enbiya ve salihine nazil olduğu şekilde sana inzal edeyim’) diye vahyetti. Böyle iken Hz. Âdem,  ölüm meleğini gördükten sonra yedi gün baygın yattı.

Kişi salih amallerle Allah rızasını tahsil edebilirse, ölüm meleği ruhunu kabzederken çok yumuşak hareket edecek,  fakat kötülükten ayrılmamış, doğru yolu terk etmişse  davranışı  pek şiddetli olacaktır. Bu şiddetin derece ve mahiyeti idrak biraz önce dediğimiz gibi, bizim için mümkün değildir.

İdris Aleyhisselam bütün günlerini ibadet ile geçirirdi. Halini pek beğenen ölüm meleği, kendisini ziyaret etmek için Cenab-ı Hak’tan izin istedi. Her gün oruç tutan İdris Aleyhisselam, yanında cennet yemekleri olduğu halde, bir iftar vakti geldi. Bir insan  şekline girmişti. Selam verip oturdu. Hz. İdris yemek yemeye başladı. Misafirine de birlikte yemek yemeği teklif etti. Fakat o kabul etmedi.

Sonra İdris Aleyhisselam ibadet için kalktı. Güneş doğuncaya kadar ibadetle meşgul oldu. Ölüm meleği ise sessizce oturmuştu.

İdris Aleyhisselam haline taaccüp etmekle beraber bir şey söylemedi. Nihayet sahrada gezmeyi teklif etti. Birlikte çıktılar. Ekili bir tarlanın yanından geçiyorlardı. Ölüm meleği kendisini şerli bir kimse gibi göstermek istedi.

“ Ya İdris izin verir misin, şu sümbülleri alayım, birlikte yeriz.” dedi.

Hz. İdris: "Suphanallah dün helalinden niçin yemedin, bu gün haramdan mı yiyeceksin?” diye cevap verdi.

Sahrada dört gün beraber kaldılar. Fakat misafirin hali pek tabii değildi. Nihayet Hz. İdris dayanamayarak sordu:

“ Sen kimsin?”

“Ölüm meleği!”

“Yani ruhları kabzeden melek mi?”

“Evet!”

Hz. İdris: “Dört gündür beraberiz. Bu sırada kimsenin ruhunu aldın mı?” dedi.

Ölüm meleği: “Benim için can almak çok kolay. Birçok kimsenin ruhunu kabzettim!” diye cevap verdi.

Bunun üzerine İdris Aleyhisselam: “Senden bir isteğim var!” dedi.

“Nedir istediğin?”

“Ruhumu kabzet. Ölümün acısını tattıktan sonra ibadet etmek isterim. Cenab-ı Hakk yine diriltir.”

Fakat Cenab-ı Hakk bana izin vermedikçe kimsenin ruhunu kabzedemem!” Dedi.

Bu sırada ölüm meleğine Cenab-ı Hakk: İdris’in ruhunu kabzet!” diye vahyeyledi.

Ölüm meleği de kabzetti. Fakat arkasından ağlayarak arkadaşının dirilmesini Cenab- Hakk’tan

Tazarru ve niyaz etti. Cenab-ı Hakk da duasına icabet ederek Hz. İdris’i diriltti.

Ölüm meleği Hz. İdris’le kucaklaşarak : “Ölümü nasıl buldun?” diye sordu.

İdris Aleydisselam bir hayvanın diri diri derisi soyulursa nasıl acı çekerse, ondan daha şiddetliydi!” dedi.

Mekekül’ mevt: “ Senin ruhunu alırken ettiğim Rıfkı kimseye etmedim!” diye cevap verdi.

alt

Hal bir peygamber için böyle olursa, acaba bizim durumumuz nice olur.

“ Bir mü’minin üzerine ölüm şiddeti ve elemi, kılıçla üç yüz kere vurmak gibidir.”

Resulü Ekrem’in bu ve benzeri hadiselerle ölümün şiddetini bildirmesindeki maksat, ümmettin ölümü daima göz önünden uzak tutmaları içindir. Ta ki Allah’ı hoşnut tutup salih ameller işlesinler, kötülüklerden sakınarak mevcut ecellerini beklesinler. Dünyanın zevk ve lezzetlerine aldanıp da Hakk’ı unutmasınlar. Dünyanın bin bir musibetine sabrederek ebediyet evinde nail olacakları mutluluğu istesinler. Ölümün elemi uzun zaman devam eder.

Ölüleri diriltmek İsa Aleyhisselamın mucizelerindendi. “Ya İsa yeni ölenleri diriltiyorsun çok eski ölenleri de dirilt!” diye teklif ettiler.

İsa Aleyhisselam:“Kimi istiyorsunuz ?”dedi.

“Nuh’un oğlu Samı dirilt!” dediler.

Hz. İsa Samın kabrine gitti. İki rekât namaz kıldı. Cenab-ı Hakka Dua ve niyaz ederek Samı diriltti. Saç ve sakalı bembeyazdı. Sordular. “Allah’ın izniyle kalk sesini işitince kıyamet koptu zannederek, korkudan saçım sakalım ağardı.”  Dedi.

Hz. İsa’nın bu sorusuna da:” Öleli dört bin yıl oluyor,  hala ölümün acılığı zail olmadı!” diye cevap verdi.

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "