HELAL VE HARAMA DİKKAT!

Evet, din kardeşim. Allahu Teâla’nın yolunda gitmek isteyen kardeşim! Bizler şu ahir zaman da dünyaya gelmiş ve kısa bir süresi kalmış ümmetiz. Gelip geçici olana değil bakiye gönül vermeli. Haramlarla helallerin adeta yer değiştirdiği şu hüzünlü zamandayız. Müslüman kardeşimin, birçok sıkıntılara katlandığı, imanın ateşten bir parça olduğu zamandayız. Seydam rahmetullahi aleyh kendisine niye ilerleyemediğini soran kardeşimize “yediğimiz ve giydiğimiz her şeye haramların karıştığı şu dönemde büyük günahlardan kaçınıp, namazı kılmak, sadad-ı kiramın kapısında olmak büyük keramettir.”demiştir.

Bismillahirrahmanirrahim

HELAL VE HARAMA DİKKAT!

Kâinatın Efendisi, iki cihan güneşi Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Helali aramak, her müslümanın üzerine farzdır.” ve “Helali aramak, farz ibadetlerin hemen ardından gelen bir farzdır.”

Allahu Teâla hazretlerine bize verdiği şu mübarek gün ve gecelerde çok hamd edip çok istiğfar etmeliyiz. Adeta sağnak sağnak yağan Rahmeti İlahiden nasiplenmeyi Mevla bu ümmete nasip etsin inşaalah. Seydam rahmetullahi aleyh anlatıyordu: “Allahu Teâla biz kullarını mahşer meydanına topladığı vakit, Rasulü Ekrem aleyhisselatu vesselam bazı ümmetin cehenneme atıldığını görmüş. O vakit hemen secdeye kapanıp şöyle niyaz etmiş:“Ya Rabbi senin bir vaadin var ki günahkâr ümmetimi cehenneme atmamak. Ümmetimin ihtiyar hanımları yerine benim hanımların Hz. Hatice-i Kübra, Hz. Aişe onlar cehenneme gitsin. Eğer ümmetimin günahkârı genç kızlarsa, onları cehenneme atmak istersen onların yerine benim kızım Hz. Fatıma gitsin. Evliya-ı Kiramdan cehenneme girecekler varsa benim dört halifem onların yerine girsin. Gençlerin yerine benim torunlarım Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin girsin.”

 Bizim O Rasulü Zişan aleyhisselatu vesselam efendimizi, bize bu kadar düşkün ,bize bu kadar kıymet vermişken Ravza-i mübarekelerinde  RAHATSIZ ETMEYE NE HAKKIMIZ VARDIR?  BU VİCDANSIZLIKTIR.”

Evet, din kardeşim. Allahu Teâla’nın yolunda gitmek isteyen kardeşim! Bizler şu ahir zaman da dünyaya gelmiş ve kısa bir süresi kalmış ümmetiz. Gelip geçici olana değil bakiye gönül vermeli. Haramlarla helallerin adeta yer değiştirdiği şu hüzünlü zamandayız. Müslüman kardeşimin, birçok sıkıntılara katlandığı, imanın ateşten bir parça olduğu zamandayız. Seydam rahmetullahi aleyh kendisine niye ilerleyemediğini soran kardeşimize “yediğimiz ve giydiğimiz her şeye haramların karıştığı şu dönemde büyük günahlardan kaçınıp, namazı kılmak, sadad-ı kiramın kapısında olmak büyük keramettir.”demiştir.

Fakat bizler Resulü Ekrem (s.a.v) efendimizin bize öğütlerini iyi bilmeli, büyüklerimizin nasihatlerini kulak ardı etmemeliyiz. Efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:

 “Bir kimse yediğini nereden temin ettiğine, içtiğinin nereden geldiğine aldırış etmez ise, cehenneme hangi kapıdan girerse girsin; Yüce Allah’a göre bir önem taşımaz.”

İmran b. Husayn Rasulüllah (s.a.v) efendimizin, bir kudsi hadis-i şerifinde şöyle buyurduğunu anlattı:

“-Allahu Teâla şöyle buyurdu:

-Kulum, sana farz kıldığım ibadeti yerine getir; insanların en çok ibadet edeni olursun.

Sana yasak ettiğim şeyleri yapmaktan kaçın; insanların vera haline sahip olanlardan olursun.

Sana verdiğim rızıkla yetin; insanların en zengini olursun.”

Vera hali; üzerinde şüphe izi olan her kötülüğü bırakmaktır. Bu manada olmak üzere Hasan Basri (r.a) anlattı: ‘Zerre kadar vera halinde olmak; bin misli ağırlığındaki oruçtan ve namazdan hayırlıdır.’

Numan b. Beşir, Rasulullah (s.a.v) efendimizden şunları dinlediğini söyledi:

“Helal açık ve bellidir; haram da öyle… Ancak ikisi arasında şüpheliler vardır ki; insanların pek çoğu bunları bilmezler.

Bir kimse, kendisini şüpheli şeylerden korursa dinini ve namusunu temize çıkarmış olur. Şüpheli şeylerden kaçınmayan ise harama düşebilir.

 Tıpkı: Sınırda davar güden bir çoban gibi... Sınırı aşma tehlikesi vardır. Her sultanın bir korusu vardır. Yüce Allah’ın korusunun sınırı da haramlardır.

İyi dinleyiniz; bu cesette bir et parçası vardır. O sağlığını bulduğu zaman bütün ceset sağlama çıkar. İyi bakınız: O et parçası kalptir.”

Her şeyin bir sınırı vardır. İslam dininin sınırları ise şunlardır: Vera, sabır, şükür.

Vera, dinin temel direğidir.

Sabır, cehennemden kurtarır.

Şükür, cennete kavuşturur.

“Ehamdülillah ki bizlere Rabbul Âlemin bizi Müslüman evladı olarak yaratmış, bizler Yahudi ve Hıristiyan çocuğu da olarak doğabilirdik. O Rasulu Zişan aleyhisselatu vesselama ümmet olduk. Bunun şükrü sabahlara kadar namaz kılmakla ,akşamlara kadar oruç tutmakla eda olunmaz.Bu ancak mutabaat ile mümkün olur.” Diyordu Seydam rahmetullahi aleyh.

Seydam rahmetullahi aleyh çok yumuşak huylu ve tabiati çok muhabbet doluydu. Mesela haram ve helale gelince işler değişirdi. Bırakın haramı fitne doğuracak herhangi bir harekete dahi izin vermezdi ve buna kızardı. Bir gün Ankara’da sohbet ederken, birden sesinin tonu değişmiş, celallenmiş ve konuyu değiştirerek şöyle demiştir. ‘Siz ALLAH’tan utanmıyorsunuz, Rasulü erkemden utanmıyorsunuz, sadad-ı kiramdan çekinmiyorsunuz, o yabancı erkeğe elinizi verip toka ediyorsunuz.Estağfirullah…Estağfirullah…Estağfirullah…’diyerek sohbeti terk etmiştir.Seyda’yı daha önce hiç bu denli celalli görmeyen arkadaşlar şaşırmış ve üzülmüşlerdir.

Meğer Seyda’nın sohbeti sırasında hanımların yanına dışardan gelen bir arkadaş, sohbete gelmeden hemen önce eski bir okul arkadaşını görmüş ve o kırılmasın diyerek toka etmiştir. O arkadaşımız o gün çok ağlayıp tövbe etmiştir. Şimdi ise vekildir.

Allahu Teâla din dünyamızda yardımcımız olsun. Bizler her fırsatta büyüklerimizin nasihatlerini ve de titiz oldukları noktaları dikkatlice dinlemeliyiz. Elbette insan eline bir ilmihal kitabı alarak helal ve haramı öğrenebilir. Ama bunları bilip hem de harfiyen uygulayan hocadan ders almakta hem daha kolay, hem daha sağlam, hem de daha kalıcı olur.

Zeyd bin Erkam’dan rivayetle: Hz. Ebubekir (r.a)’nın bir kölesi vardı, son demlerinde kendisinin iftar yemeğini bu kölesi taşırdı.Hz.Ebubekir’e her yemek getirdiğinde köleye bu yemeğin nerden geldiğini,nereden alındığını, nasıl kazanıldığını, bu yemeği kimlerin hazırladığını tamamıyla sorar,ondan sonra yerdi.Bir akşam köleye hiç sual sormadan bir lokma yedi. Kölesi:

- Efendim bu akşam her akşam sorduğunuz gibi bir şey sormadınız, dedi. O büyük Halife:

- Fazla acıkmıştım, şimdi söyle, dedi.

Köle anlatmaya başladı:

- Efendim, cahiliye zamanında oyun oynardım. Bir gün kalabalık kişilere oyun oynadım, memnun oldular. Şimdi bir vereceğimiz yok, sonra veririz, demişlerdi. Bugün onların elini geniş buldum. Daha önce verdikleri sözlerini hatırlattım ve borçlarını verdiler, bu yemeği onlar verdiler, dedi.

Hazreti Ebubekir bu sözden çok üzüldü, ağladı ve o yemekten hiç yemedi, üstelik parmağını ağzına daldırdı, kustu. Ancak bir lokma yemişti onu çıkarıncaya kadar çok zorluk çekti. Mübareğin rengi dahi dönmüştü. Sıcak su içti ve bir daha kustu, böylece yediği lokmayı güçlükle çıkarabildi.

Bu manzarayı görenler:

-‘Ey Allah’ın sadık kulu, bir lokma için mi bu kadar zahmeti çekiyorsun?’dediler.Kendisi şu cevabı verdi:

-‘Ben Rasulullah (s.a.v)’dan duydum: “Cenabı Hak haram  yiyen kimselere cenneti  haram  kılmıştır.”buyurdu. Ey Rabbim boğazıma aktardığım lokma için gücümün yettiğini yaptım. Vücudumda o lokmadan eser bırakma. Şayet kalmışsa, beni affet, beni bağışla, bu zayıf kulunun günahına bakma.’

İşte gerçek imanın lezzetine varan ehil kimselerin hali! Mevla Teala bizleri de haram lokmadan muhafaza etsin inşallah! Amin.

Abdurrahmanı Taği(k.s) hazretleri talebelerinden birine yazdığı mektubunda haram ve helallere dikkat etmesi gereğini vurgularken şu ayetlerle durumu anlatmıştır:

-Allahu Teâla, Rasulullah (s.a.v) için şöyle buyuruyor:

“ De ki! Allah’ı seviyorsanız ban uyun, Allah da sizi sevsin.” (Al-i İmran,31)

Ve yine bir ayeti kerimede Allahu Teala şöyle buyuruyor:

“ Peygambersize neye verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının.” (Haşr, 7)

Allahu Teâla büyük günahları ve apaçık haramları kimi ayet-in kerimelerle açıklamış diğer meseleleri de Rasulü’nün (s.a.v) mutabatına bağlamıştır. Seydam rahmetullahi aley, bizlere hemen her sohbetinde ilimden bahseder. Muhakkak fıkıh ve siyer okumamızı nasihat ederdi. Haramlar bir kenara göz hakkına bile titizlikle riayete derdi. Evine bir karpuz alsa, komşuları görmüştür diye önce onlara ikram eder, kalanından ailesine yedirirdi.

İlk duyulduğunda akıllara şaşkınlık veren, insanın içinin ürperdiği bir olayı da yine Ankara’dan bir kardeşimiz anlatıyor: Nikahlarının kıyılması sırasında, imam şahitlerden birinin dışarıda olmasına izin veriyor. Arkadaşlarda imama güvendikleri için akıllarına bir soru gelmiyor. Aradan yıllar geçiyor. O kardeşlerimize Allahu Teala bir evlat veriyor.O evlat büyüyor,beş yaşına geliyor.Bir gün yine aynı imamın kıydığı bir nikaha Seydam (r.a)’dan itiraz geliyor.Bunu öğrenen arkadaşlar derhal telefona sarılıp üstadımızı arıyorlar.Durumu anlatıyorlar ve Seydam(r.a):

“Bu durumu araştıcağım, fakat sizi arayana kadar ayrı odalarda duracaksınız.” Diyor.

İnsanın senelerdir evli olduğu eşiyle Seyda (r.a)’nın telefonu gelene kadar geçen kısacık sürede dahi haramlık-selamlığa dikkat etmesi gereği düşündürüyor. Bu uyarı insanda hayranlık hissi uyandırıyor, ‘bu kadar da mı?’ dedirtiyor. Merak edenler için; o nikah, resmi nikah sırasın da şahitlerin hazır bulunması sebebiyle geçerli sayılıyor. Kardeşlerimiz rahatlıyor.

Seydam rahmetullahi aley böyleydi işte. Şerri hükümlere sıkı sıkıya bağlıdı ve bizlerin de o şekilde olmasını isterdi. Allahu Teala şefaatini nasip etsin, iki cihanda kapısından ayırmasın. Amin!

Nerdeyse bir buçuk sene olacak. Biz nazarsız kalalı.Nurşin gülü, Peygamber aşığı…(s.a.v)

Namaz da Fatiha okurken sesi titrerdi. ‘Belki, derdi, belki Rabbul Alemin bizleri de affeder sadad-ı kiramın hatırasına’ derdi. Oysa rüyada Seydam için ‘bırakın Onun hatırına onun oturduğu sedirin hatırına affolunursunuz’ denmişti. Cenabı ALLAH bizi sensiz koymasın Seydam!

KAYNAKLAR:

Gunyet’üt Talibin – ABDULKADİR GEYLANİ (K.S)

Mukaşefetü’l Kulub- İmam-ı GAZALİ (K.S)

Dört Büyük Halife – ŞEMSEDDİN SİVASİ (K.S)

Mektubat- ABDURRAHMAN TAĞİ (K.S)

 

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "