Müslümanın Kalbi ve Gaflet

MÜSLÜMANIN KALBİ VE GAFLET

Müslüman’ın kalbi Allah'ın tecelligâhıdır. Bu yüzden gafletten uzak olması lazımdır. Müslüman’ın kalbi gaflette ise şeytan muhakkak ona vesvese verir. Ayet-i kerimede, Nas Suresi’nin tefsirinde “hannas” şeytanın bir ismi olarak geçer. Onun bir burnu vardır. İnsanın kalbine bakar, eğer insanın kalbi zikir hâlinde ise o şeytan oradan kaçar. Onun ismi Hannas’tır. Eğer insanın kalbi zikir etmediği zaman, gaflette ise şeytan ona vesvese verir.

Mevlana Halid-i Bağdadi (ks) hacca gittiği zaman Mekke’de tavaf etmiş, yorulmuştur. Oturmuş Kâbe’ye bakmakta idi. Çünkü Kâbe’ye bakmak da ibadettir. Birisinin sırtını Kâbe’ye vermiş olarak kendisine baktığını fark ediyor.  O zaman onun kalbinden şöyle geçiyor: “Sübhanallah, bu adam, insanın Mekke’de iken Kâbe’ye bakmasının da bir ibadet olduğunu âlimlerden hiç duymamış mı?” Dolayısıyla insan sırtını Kâbe’ye vermemeli. Bunun üzerine o mübarek zat, Mevlana Halid’e (ks) işaret ederek onu yanına çağırıyor. Mevlana Halid (ks) bu adamın yanına gidiyor ve o adam ona diyor ki: “Sen niye bizim işimize karışıyorsun? Mekke-i Mükerreme’nin halkına karışma diye sana kimse demedi mi?” Mevlana Halid: Ben sana karışmadım, kalbime vesvese geldi, bu da benim elimde değildir. Fakat bunun hikmeti nedir? Sırtınızı Kâbe’ye vermiş olarak bana bakıyorsunuz.” Mübarek zat diyor ki: “Hikmet şudur; senin kalbin Müslüman kalbidir. Allah’ın tecelli yeridir. Ben Allah’ın tecellisinin yerine bakıyorum.”  Demek ki Müslüman kalbine dikkat edecek. Yemek yediği vakit “Bismillah” çeksin ki o yemek gafletle içerisine girmesin. Şayet hatırlamazsa yemeğin ortasında “Bismillahi min evvelihi vel ahirihi” , sonunda hatırlarsa “Bismillah min evvelihi (yani evvelinden bismillah)” desin.  Çünkü şeytan, Müslüman yemek yerken, Bismillah çekmezse onunla birlikte yemek yiyecektir. O zaman yediği yemeği gafletle yemiş olur ve kalbi kararır. Fakat Bismillah çekerse, şeytan o yemekten uzak olur ve Müslüman da gafletten kurtulmuş olur. Kitap diyor ki: İbrahim Nebi(as), rüyasında şöyle gördü: Ya İbrahim! Sen oğlunu keseceksin, diye Allah O’na emretti. Sabah, oğlu Hz. İsmail’e: “Rabbülâlemin(Âlemlerin Rabbi), bana oğlunu keseceksin, diye rüyamda emretti.” dedi. Hz. İsmail şöyle cevap verdi: “Rabbülâlemin seni kendine Halil yani dost etti. Senin ismin Halilullah’tır. İnsanın dostunun yanında yatması edebe uygun mudur ki yatsın? Yani sen Allah’ın dostuydun, nasıl yattın? Sen yattığın, uzanıp uykuya girdiğin için Rabbülâlemin de sana oğlunu keseceksin diye ceza verdi. Bu emri yerine getir, ben izin veriyorum. Çünkü sen kesmezsen günah olur.” Demek ki insanın başına gelen belaların, musibetlerin %99’u insanın taksiratından, hatası, günahı ve gafletindendir. Rabbülâlemin ona musibet verecektir ki o kul da Allah’ı hatırlasın ve tövbe-i istiğfar etsin. Biz maalesef gafletteyiz, acaba hangimizin kalbi Allah’ın tecellisinin yeridir, dünyanın muhabbetinden ve gafletten uzaktır? Öyle bir hâl bu zamanda yok değilse bile çok azdır. Fakat çok büyük zatlar da vardır. Allah bizi onların hatırına affetsin inşallah.

Seyda-i Taği (ks)’nin bir münkiri varmış. Ondan çok sıkıntılıymış, yolda ona rastlıyor. Orda münkir, Seyda-i Taği (ks) ve cemaatini görmemek için hemen yere kapanıp gözünü kapatıyor. Seyda-i Taği (ks) ise atının üzerindedir, atıyla oradan geçiyor. Aradan zaman geçtikten sonra Şeyh Fethullah’a (ks) diyor ki: “ Falan adam vefat etti, imanını kurtardı, elhamdülillah.”  Şeyh Fethullah (ks): “Kurban, o senin müridin değil münkirindi. Onun öldüğünden nasıl haberin oldu?” diyor. Seyda-i Taği (ks): “ Biz filan zamanda, Bitlis’ten Nurşin’e dönerken yolda o adama rastladık. Biz o adamın yanından giderken benim atımın gölgesi onun üzerinden geçti. Saadat-ı Kiram (büyük evliyalar) o kadar hayır ehlidir.” Onların gölgesi hangi insanın üzerine düşerse, inşaallah onlar sekerat anında (ölüm vakti) o insanlara yardım edecektir

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "