Kardeşlik Hakları 3

Göz

Göze gelince, onlara muhabbetle bakmalı, böyle baktığını onlara sezdirmelisin, onların güzelliklerini görüp, kusurlarına gözlerini kapamalısın. Onlar seninle konuştukları zaman gözünü onlardan kaydırmaman ve onları itibara alman gerekir.
Rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a) huzurunda oturan herkese teveccüh eder, yüzüne bakma fırsatı verirdi. Rasûlullah'ı dinleyen herkes zannederdi ki, Rasûlullah'ın nezdinde ondan daha faziletli bir kimse yoktur. Rasûlullah'ın meclisi; tevazu, hayâ ve em niyet meclisiydi. Rasûlullah arkadaşlarının yüzüne gülüp tebessüm etmek bakımından, arkadaşlarının konuştuklarını dinlemek ve onları benimsemek yönünden insanların en üstünü idi.
Ashab-ı Kirâmın Rasûlullah’ın nezdindeki gülüşmeleri tebessümden ibarettir. Bu hususta Rasûlullah'a uymakta ve ona tâzim etmekteydiler.

Kulak

Kulağa gelince, arkadaşının konuşmasına kulak verip onun sözlerinden tat alıp tasdik ederek konuşmasından hoşlandığını göstermelisin. Arkadaşının konuşmasını mücadele, münâzaa, müdâhale ve itiraz etmek sûretiyle kesmemelisin. Eğer konuştukları esnada senin âcil bir işin çıkarsa onlardan özür dileyerek konuşmalarını kesebilirsin. Onların hoş görmediklerini dinlemekten kulağını tıkamaksın!

Dil

Dile gelince... Biz dilin haklarını daha önce zikretmiştik. Çünkü dil hususunda konuşmak oldukça uzar. Fakat dilin vazifelerinden biri arkadaşlarına yüksek sesle konuşmamak, arkadaşlarının anla yamayacağı şekilde onlara hitap etmemektir.

Eller

Ellerin vazifesine gelince, arkadaşlarına elle yapılacak yardımlardan geri durmamaktır.

Ayaklar

Ayaklara gelince, arkadaşlarının arkasında tâbi olan bir kimsenin yürüyüşü ile yürümeli, hiçbir zaman efendinin yürüyüşü gibi yürümemelidir. Arkadaşlar kendisini ne kadar öne geçirirlerse, o kadar öne geçmeli, kendisini ne kadar yaklaştırırlarsa, o kadar yaklaşmalı, arkadaşları geldiğinde ayağa kalkmalı, ancak onlar oturduğu zaman oturmalıdır. Oturduğu yerde mütevazı bir şekilde oturmalıdır.
Arkadaşlık ilerlediği zaman bu hakların bir kısmı hafifler. Arkadaşın önünde ayağa kalkmak, arkadaştan özür dilemek ve arkadaşını övmek gibi... Çünkü bütün bunlar sohbetin haklarındandır. Bunlar da bir nevi yabancılık ve külfet vardır. Arkadaşlık tam yerleştiği zaman külfet tamamen ortadan kalkar. Sanki yalnızmış gibi olur. Çünkü bu zahirî edepler, bâtın edeplerin ve kalbin saf ve temiz olmasının başlangıcıdır. Ne zaman ki, kalpler saflığa kavuşursa, artık bunlara ihtiyaç kalmaz. Gözü insanlarda olan bir kimse bazen eğri, bazen de doğru hareket eder. Fakat gözü Allah'a bakan bir kimse, zahir ve bâtında istikametten ayrılmaz. İç âlemini Allah'ın sevgisi ve ondan ötürü kullarının sevgisiyle bezer. Zahirini de Allah için ibadet, halk için hizmetle süslendirir. Böyle yapmak, Allah için yapılan hizmet nevilerinin en güzelidir. Zira bunlara ancak güzel ahlâk ile yetişilebilir. Kişi güzel ahlâkıyla gece ibadet, gün düz oruç tutan ve daha fazlasını yapan bir kimsenin derecesine yükselir.

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "