Takvada 3. Durak: İnfak

    Bu güzelliğin içinde bir güzellik var ki o da kişiyi ‘birr’ derecesine ulaştırır. Bu, Allah yoluna yapılan harcamanın, malın sevilen çeşidiyle yapılması ile olur. Bu ayet inince Ebu Talha (r.a) en sevdiği malı olan Bırha bahçesini; Hz. Ömer (r.a), Heyber’den hissesine düşen değerli ganimet toprağını infak etmişlerdir. Hasan el-Basri şöyle der: “Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için sadaka olarak verirse bu ayetteki (Âli-imran/92) ‘birr’e mazhar olmuş olur. Ömer b. Abdulaziz şekeri çok sevdiği için yoksullara bol miktarda şeker dağıtırdı.

Takvada 3. Durak: İnfak

Allah Teâlâ’nın bizlere lütfettiği görünür görünmez nimetleri usulüne göre dağıtmaktır infak. “Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkardığımız nimetlerin iyi olanlarından Allah yolunda harcayın!”(Bakara, 2/267)  emrine uymaktır. “Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”(Bakara, 2/274)  ayetine dayanarak Allah’ın himayesine girebilmektir.
 
     Evet,  infak Kur’an-ı Kerim’de iki yüze yakın ayet-i kerimede geçmektedir. Aile reisinin helal yolla elde ettiği malı bakmakla yükümlü olduklarına harcaması, yoksul ve muhtaçlara verilen zekât, sadaka vb. yardımlar, ilim sahiplerinin ilmini yayması ve öğretmesi infak kapsamına girer.

    Bu güzel peygamber ahlakını yine onun çizdiği sınırlar çerçevesinde sergilemek gerekir. Kişi bilmelidir ki verdiği ne olursa olsun, verilen şeyin asıl sahibi Allah’tır. Bu bağlamda insan, kendisini, bir şeylerin sahibi değil emaneti alıcıya ulaştıran bir dağıtıcı gibi görmelidir. Kazancından ihtiyacı dışındakini harcarken aslında, Allah’ın kendisine lütfettiğinin bir kısmını pay sahiplerine ulaştırmaktadır. Zira kazancımız sadece emeğimizin karşılığı olsaydı,  aynı emek her vakit aynı ücrete mukabil olurdu. İşte burada Allah’ın gizli elini görebilenler;  asıl kazancın sadece emekten değil, Allah’tan olduğunu anlayabilenlerdir.

    İnfakta öncelik kişinin kendisidir. Yani kazancından önce ihtiyacı olanını ayırır, sonra dağıtır. Çünkü Allah Teâlâ: “İhtiyacınızdan artanı verin.” (Bakara, 2/219) diye emrediyor. Dağıtırken de yine O’nun bize bildirdiği üzere önceliği anne ve babaya vermeli, sonra sırayla akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış garipler gelmektedir. Bir hadise göre de kişinin infak edeceği en hayırlı para çoluk çocuğuna harcadığıdır.

    Kişi infak edeceği malı iyisinden seçmeli ve en azından bir ihtiyacı görecek miktarda vermelidir. Bu konuda Allah Teâlâ bizleri yüce kitabında şöyle uyarmaktadır: “Siz göz yummadan, gönlüne yatmaksızın almayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkmayın.”(Bakara2/267)

     Kişi infak ettikten sonra bunu nefsinden bilmemeli, başa kakmamalıdır. Zira Rabbül Âlemin bizlere şöyle sesleniyor: “Ey iman edenler! Yardım ettiğiniz kimselere minnet etmek ve incitmek suretiyle o sadakalarınızı boşa çıkarmayın!” (Bakara, 2/264) Bunu yapmak, her ibadette olduğu gibi infakta da sırf Allah rızasını gözetmekle mümkün olur. Zaten yapılan amel ve işlere ‘ibadet’ libasını giydiren de yapılanın ‘Allah rızası için’ yapılması değil midir?

    İnfakın en faziletlisi kişinin muhtaç durumdaki akrabalarına yaptığı harcamalardır. Peygamberimiz (s.a.v) bir Müslüman’ın, aile fertlerinin geçimini, Allah rızasını umarak sağlamasının sadaka olduğunu belirtmiştir. Anlamı tamamıyla olumlu olan infakta mekruh ve haram söz konusu değildir. Bu kısım israf, savurganlık vb. olarak adlandırılır.

    Bu güzelliğin içinde bir güzellik var ki o da kişiyi ‘birr’ derecesine ulaştırır. Bu, Allah yoluna yapılan harcamanın, malın sevilen çeşidiyle yapılması ile olur. Bu ayet inince Ebu Talha (r.a) en sevdiği malı olan Bırha bahçesini; Hz. Ömer (r.a), Heyber’den hissesine düşen değerli ganimet toprağını infak etmişlerdir. Hasan el-Basri şöyle der: “Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için sadaka olarak verirse bu ayetteki (Âli-imran/92) ‘birr’e mazhar olmuş olur. Ömer b. Abdulaziz şekeri çok sevdiği için yoksullara bol miktarda şeker dağıtırdı.

    Ayetlerde özellikle “Allah’ın size verdiği maldan” diye defalarca vurgulanan, birçok ayette namaz emriyle birlikte anılan, Bakara suresinin ilk ayetlerinde takva sahiplerinin vasıfları sayılırken ‘gayba iman’ ve ‘namaz’dan sonra 3. sırada zikredilen infak gerçek bir Müslüman için olmazsa olmaz bir ahlaktır.

    Ebu Hureyre (r.a), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Her sabah iki melek dünya semasına iner, birisi: “Allahım! Malını infak edene yenisini ver.” , diğeri de: “Allah’ım! Cimrilik edenin malını telef et.” diye dua eder.” Şimdi seçim bizim elimizde: İnfak mı? Cimrilik mi?


 KAYNAKLAR: *Hamdi Döndüren
                             *İmam Gazali
                             *Gerçek Tasavvuf
 

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "