Boş olarak gitmeli, dolu olarak dönmeli

Nurşin, seni ziyaret her zaman güzel ve insanda değişik hisler uyandıran bir yolculuktur. Bu yolculuğun değişik aşamalarında farklı duygular yaşanır. Ziyaret öncesi hazırlıklarla bu heyecan başlar. Orada bulunduğunuz sürece manevi coşkuların yaşandığı günlerle devam eder  ve dönüş sonrası  coşku ve hüzünle karışık duygular yaşanır .

Nurşin’e ziyaret öncesi ve sonrası o kadar çok şey yaşandı ki anlatmak mümkün değil. Oraya giden insanların her birine ayrı ayrı kulak verseniz çok farklı anılarla karşılaşirsınız. Bu yolculuğa gönüllerde çeşitli imtihanların yaşandığı, kaybeden ve kazanların olduğu bir sınavdan geçip gidersiniz. (Boş giden dolu döner, dolu giden boş döner)  Ön yargılı gitmemeli. Ne derse, seve seve kabul eden bir düşünceyle gitmeli. Dolu şeye, bir şey koymazlar. Boş olarak gitmeli, dolu olarak dönmeli. Dolu giderse, yani kendinde bir varlık hissederek giderse faydalanamaz, eli boş döner. Yardım edecek kimse de, elbette zengine değil fakir olana, ihtiyaç sahibi olana yardım eder.

Doktorlar da, kendilerine tedavi için gelenleri, yani hastayım diyenleri tedavi ederler. Ben hasta değilim, benim bir şeyim yok diyenlere bakmazlar. İşte bunun gibi, ben biliyorum, ihtiyacım yok diyenler, elbette ilimden, feyzden mahrum kalırlar demektir. Bu ziyarete giderken maddi ve manevi hazırlıkların yapılması gerekir. Değer verdiğimiz sevdiğimiz insanları ziyarete giderken, Hazret’in (k.s) gece yarısı uzun yoldan gelen, kapısını yarım ceviz içi için çalan müridi gibi çalmanız gerekir.

Biz gördüğümüz her güzel şeyi onlarla paylaşmak isteyen duygularla bu yolculuğa hazırlandık. Havaalanında grup halinde toplandık. Uzaktan gelenlerle karşılaşılıp hasret giderildi. Aslında bu ziyaretler birbirini seven insanların bir araya gelmeleri içinde bir vesiledir. Uzaktan arkadaşlara baktığınızda kumrular gibi birbirleriyle muhabbet edenler, Yasin cüzlerini, cep Kur’an’larını okuyanlar, ellerinin altından gizlice zikir yapanlar, tefekkür halinde olanları görebilirdiniz. Bu insanlar Seyda’nın bire bir yetiştirdiği emek verdiği ve Seyda’nın (k.s) farklı tezahürlerinin göründüğü güzel insanlardır. Bu insanları sevmemek mümkün mü? Bunlar muhabbete muhabbet katan insanlardır. İhvan olmanın güzelliğini, farklılığını, inceliğini onlarda görebilirsiniz. İhvan nedir? Sadık arkadaş ve dost değil mi?

Uçakta salâvatlar ihlâslar okunarak başlayan yolculuğumuz klasik hale gelmiş Ramazan amcanın şeker ikramı ile devam etti. Kalplerdeki heyecan gözlerden okunuyordu.  Herkesde bir hareketlilik hali mevcuttu. Uçakta Keban barajını ve Muş ovasının güzelliğini seyrederek geçtiğimizde ülkemizin her bir yerinin ayrı bir güzelliğe sahip olduğunu görebilirsiniz.

Uçaktan inip, bizi bekleyen minibüslere binip Nurşin’e hareket ettik. Nurşin’e yaklaştıkça heyecan ve merak kalbimizi sarıyordu. Seyda Şeyh Fadlullah Hz. orada görememenin hüznüde bizi derinden yaralıyordu. Ona yakın olabileceğimizi bilmek bizi sevindiriyordu. Nurşin yoluna dönerken bizi karşılayan yemyeşil tepenin eteklerinde huzur dolu bu yeri uzaktan gördük. Merkat, medrese Seyda’nın evi. Rabıtamızı kuvvetlendirip evin önünde arabadan indik. Büyük odada anne, kızları ve Seyda’nın (k.s) akrabaları güzel insanlar bizi karşıladı. O anda birbirimize baktığımızda hatırladığımız tek şey Seyda idi. O an yüreklerinde Seyda olan,  gözlerinden yaşların boşaldığı, teselliyi birbirinde arayan insanların bir arada olduğunu görebilirdiniz. O an yaşananlar dilinizin lâl olduğu, anlatılmak istenenlerin sadece gözlerde ve kalplerde anlatıldığı bir sessizlik ve birliktelik haliydi.

Anne,  cemaatin tüm yükünü çeken herkeste emeği olan mütevazı insandır. Seni hangi kelimelerle anlatmak mümkündür bilemiyorum. Gülmesi, ağlaması, konuşması bize farklı ilhamlar verir. Bize müjdeli bir haberi gider gitmez verdi. “Seyda (k.s) sizleri bekliyordu” dedi. Seyda’dan (k.s) bir haber almanın verdiği mutluluk bizi kapladı. Namazdan sonra merkadi ziyarete gittik. Merkad ziyareti başlı başına bir konu olduğu için onun ayrı bir konu başlığında yazdık.

Seyda’nın ailesinin her ferdinde farklı bir tezahürünü görmek mümkün. İlk akşam annenin yanına gittiğimizde Seyda’nın seccadesinde onu Kur’an okurken bulduk. Gördüğümüz bir oda ve içinde abdest almak için konulmuş ebeveyn banyosu olan küçük bir evdi. Sanki anne oraya ibadet için çekilmişti. Bizimle çay içmek için onu aşağıya davet ettik. Birlikte aşağı kata indik ve çay içtik, sohbet yaptık. Arkasından diğerlerinden farklı manalar içeren hepimizin aynı şekilde hissettiği farklı bir hatme yaptık. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Sohbetin fazileti, bütün faziletlerin üstündedir. Büyüklerin sohbetini ganimet bilmelidir.

Behaeddin Buhari hazretleri, (Bizim yolumuzun temeli sohbettir) buyurdu.

Evliyanın sohbetinin bir saati, kırk günlük mücahedelerden daha üstündür. Arkasından 2 saat süren bir sohbet.  Bu kimsenin odadan ayrılmak istemediği sanki Seyda’nın sohbeti gibi hissedilen bir sohbetti. Seyda sohbet ettiğinde kalplerde bir rahatlama ve genişleme hissedilirdi. Bu sohbette Seyda oradaydı ve O sohbet ediyor gibi hissettik. Anne yanımızdan ayrılarak yukarı kata çıktı. Sohbet sabah namazına kadar devam etti.
Sabah namazından sonra tekrar merkad ziyareti yapıldı. Abdurrahman-ı Taği (k.s) ve Seyda’nın(k.s)  kabri başında durduğunuzda huzurda olduğunuzu hissediyorsunuz.

Sabah kahvaltının ardından Mevlit hazırlıkları başladı. Anne neler yapılması gerektiğinin talimatını bize verdi. Tatlı bir koşuşturma başladı. Herkes bir hizmeti yapabilmek için koşuşturuyordu. Kimse şu işi ben yapmasam zihniyeti içerisinde değildi. Allah için yapılan her hizmetin karşılığının büyük olduğunun bilincindelerdi. Seyda ailesinden herkesin geldiği bizim arkadaşlarında katıldığı mevlid başladı. Arapça okunan mevlid bizlere çok değişik geldi. Bu mevlidi Seyda ailesinden kişilerin okuması da daha etkileyici idi. Bu ziyarette her yönden inanılmaz bir bereket vardı. Biz bu sene bu yolculuğa hazırlanırken daha önceden hatim ve dua hazırlıklarına başlamakta geç kaldık ve bu sene giderken bir şey yapamayacağız diye üzülüyorduk. Sitede başlatmış olduğumuz hatim amacının çok üstünde bir görev yaptı. Orada da bu bereket devam etti. Hatim duası yapmaya yetişemedik. Hatimlerini bizimle gönderen, cüz alan ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza çok dua ettik. Türkiye’nin dört bir tarafında ve yurt dışında bulunan tüm ihvanlarımızda inşallah bu sevaba ve dualarımıza ortaktır. İbadetlerde bereketin yağdığı bu günde, sanki gökten bir sofra inmiş gibi bir bereket de ikramlarda vardı. Her şey dolmuş, taşmıştı. Seyda ailesinin hepsinde bir memnuniyet ifadesi vardı ve bizlere çok dua ettiler.

Akşam Seyda’nın (k.s) sohbetinin ardından ertesi gün ayrılacak arkadaşlara doyamadığımızdan dolayı sohbetimiz sabaha kadar devam etti.

Seyda  (k.s) “Benim müridlerim ağaçta asılı lambalar gibidir. Nasıl ki ağaçtaki meyveler olduğunda yere düşer ve insanlar ondan faydalanırsa, benim müridlerim de etrafı aydınlatacak insanlara faydalı olacaktır.” demiştir.
Nurşin maneviyatın, dostluğun, kardeşliğin insanın kalbinde en güzel duyguları yaşattığı yerdir. Mütevazılıkta en üst nokta burada yaşanır. Bu insanları başka yerde bulmak, bu anlayışı başka yerde yaşamak ve Tarikatı ve anlayışını onlar gibi yerine getiren insanlar bulmak mümkün değildir. Onlar eski zamandan kalmış insanlardır.
 

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "