Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan

Psikiyatristlerin araştırmalarına göre Ramazan ayının ruhu keşfetme yolunda önemli etkisi olduğu, ruhta yenilenme ve yaşanan iyi hallerin bir yenilenme etkisi oluşturduğunu söylüyorlar.
Ramazan ayının kaygı bozukluklarına karşı sosyal terapi imkanı sunan iyileştirici bir süreç olduğunu söylüyorlar.
Teslimiyet, tevekkül, sabır, tefviz kabiliyetleri artan kişinin, çağımızın en yaygın sorunu olan kaygıdan uzaklaştığını ruhen bir yenilenme ve rahatlama yaşadığını ifade ediyorlar.
Her zaman olabileceklere hazır olma hali olarak tanımlanan tefviz psikiyatrisler için çok önemli bir kavram. İnsan üzerine tefekkür eden bilim adamları yaşadığımız çağa “kaygı çağı” diyorlar.
Kaygı nedir? Geleceğe dair somut bir dayanağı olmayan serbest dolaşan korkulardır.

 

 

 

Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan

Psikiyatristlerin araştırmalarına göre Ramazan ayının ruhu keşfetme yolunda önemli etkisi olduğu, ruhta yenilenme ve yaşanan iyi hallerin bir yenilenme etkisi oluşturduğunu söylüyorlar.
Ramazan ayının kaygı bozukluklarına karşı sosyal terapi imkanı sunan iyileştirici bir süreç olduğunu söylüyorlar.
Teslimiyet, tevekkül, sabır, tefviz kabiliyetleri artan kişinin, çağımızın en yaygın sorunu olan kaygıdan uzaklaştığını ruhen bir yenilenme ve rahatlama yaşadığını ifade ediyorlar.
Her zaman olabileceklere hazır olma hali olarak tanımlanan tefviz psikiyatrisler için çok önemli bir kavram. İnsan üzerine tefekkür eden bilim adamları yaşadığımız çağa “kaygı çağı” diyorlar.
Kaygı nedir? Geleceğe dair somut bir dayanağı olmayan serbest dolaşan korkulardır.
Psikiyatri kliniklerine başvuran hastaların büyük çoğunluğu kaygı, panik atak, kronik evham yaşayan insanlardır. Tevekkül, sabır, tefviz, teslimiyet gibi hallerin tekrar canlanması ile kişideki kaygı oranın da büyük düşüşler yaşanıyor.
Ramazan ayında tek başına yapılan ibadetler olduğu gibi cemaatle yapılan ibadetlerde insanlarda rahatlama manevi huzur hali ve gayretin artmasına vesile oluyor. İyi niyetlerle bir araya gelen toplulukların kalplerindeki güzelliği birbirine aktardığını belirtiyorlar.
Umrede, teravide camide binlerce insan secdeye varınca rasyonel akıl duruyor. Gönüller birleşiyor ve gönüllerden birbirine güzellikler akıyor. O cemaatler içerisinde öyle güzel insanlar var ki, onun gönlünden benim gönlüme güzellikler akıyor ve müthiş bir rahatlama sağlanıyor. 
Ramazan da yapılan ibadetlerin başında oruç geliyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “ Oruç sabrın yarısıdır.”(İbni Mace, Ebu Hureyre’den)   ,   ve  “Sabır, imanın yarısıdır.”(İbni Mesut) buyurmuştur. Bir başka hadisi şerifte; 
      ” Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki oruçlunun ağız kokusu, Allah nezdinde misk kokusundan daha hoştur. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır.”Kulum ancak şehvetini, yiyeceğini ve içeceğini benim için terk etmektedir. Bu bakımdan oruç benim içindir ve onun mükâfatını ben veririm.” Bu mükâfatın ne olduğunu merak ederseniz onun cevabını da
Rasulullah efendimiz şöyle vermiştir;
      ” Cennetin Rey yan adlı bir kapısı vardır. Sadece oruç tutanlar o kapıdan cennete girebilirler.”(Buhari ve Müslim)
      ” Her şeyin bir kapısı vardır. İbadetin kapısı da oruçtur.(İbni Mübarek)
      ” Mübarek ramazan ayı geldiği zaman, cennetin kapıları açılır. Cehennem kapıları kilitlenir. Şeytanlar bağlanır ve bir tellal şöyle bağırır: Ey hayrı arayan kimse! Gel! Ey şerri arayan vazgeç.
       Ramazan ayında ibadetler, rukular, secdeler kıyamlar, kıraatler, hayır ve hasenatlar diğer aylara göre kat kat artar. Oruçlu olan insanın üstündeki hırs gücünün azalmasından, şeytanların bağlanmasından ve nefsin zayıf lamasından dolayı manevi yönelişler kolaylaşır. 
       ”Gerçekten Allah Teâlâ, meleklerine karşı abid bir genç ile iftihar ederek şöyle buyurmaktadır.’Ey şehvetini benim için terk eden genç! Ey gençliğini benim için bahşeden genç! Sen benim nezdinde meleklerimin bazısı gibisin.’(İbn Adiy)
       ” Ey meleklerim! Kuluma bakınız! Şehvetini, lezzetini, yemesini ve içmesini benim için bırakmıştır.”(Talha İbni Seniyyeden rivayet etmiştir)
   Ayeti kerimede ise şöyle buyrulmaktadır,   ”Sabredenler sınırsız ve hesapsız sevap alırlar.”(Zümer/10)
        Oruç Allah için yapılır. Bu özelliği 2 manadan ötürüdür.
1)    Oruç savm demektir. Oruç nefsi yemekten, içmekten ve şehvetten alıkoymak ve bunları terk etmekten ibarettir. Bu ise gizli bir ibadettir. Hâlbuki diğer ibadetlerin yapılışını herkes görmektedir. Oruç ise yalnız Allah tarafından bilinmektedir. Çünkü oruç, mücerred sabır ile yapılan Bâtıni bir ibadettir.
2)     Oruç, Allah düşmanını kahretmek için bir vesiledir. Çünkü şeytanın saptırma vesilesi şehvetlerdir. Şehvetler ise, ancak yemek ve içmekle gelişir. Buna binaen Peygamber Efendimiz(sav) (Buharı ve Müslim) “Gerçekten şeytan insanın içinde kanın deveran ettiği gibi, deveran etmektedir. Bu bakımdan açlık ile şeytanın deveran ettiği yolları daraltın. Buyrulmuştur.
  Hz Peygamber(sav) Ayşe validemize şöyle der:
—Cennet kapısını vurmaya devam et.
—Ne ile?
—Açlıkla.  .
 Nitekim ayet”Eğer, siz Allaha (Allahın dinine ) yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sabit kılar.(Muhammed,7) 
                İmam Ahmet den rivayet edilen bir hadiste ise”Eğer şeytanlar, Âdemoğullarının kalplerini dolaşıp durmasaydılar, muhakkak Âdemoğulları göklerin âlemini temaşa edip, gayba muttali olacaklardı.”                                                                                                                                                            
               İşte bu sebepten oruç, ibadetin kapısı ve insanlar içinde bir kalkan olmuştur. Orucun fazileti bu denli büyük olduğundan zahiri ve batini rükünlerini anlatmak gerekir.
 
              Zahiri farzlar 6 tanedir:
1) Ramazan ayının başlangıcını gözlemek.
2) Niyet etmek: Her gece için, geceleyin günü belirten bir niyet lazımdır. Eğer bir defada (30 defa olsa dahi)Ramazan orucunu tutacağına niyet ederse, kâfi gelmez.
3) Oruçlu olduğunu hatırlamakla beraber kasten bir şeyi vücuduna almaktan korunmak.
4) Cinsi münasebetten sakınmak.
5) İstimnadan sakınmak.
6) Kusmaktan sakınmak.
 
            Orucun sünnetleri 6 tanedir:
1) Sahuru geç yemek
2) İftarı hurma veya su ile namazdan önce acele ile yapmak.
3) Zevalden sonra misvak kullanmamak.
4) Ramazan ayında cömert olmak.
5) Kuranı çok okumak.
6) İtikâfa girmek. Ramazan ayının son günlerinde itikâfa girmek daha faziletlidir. ” Ramazanın son 10 günü geldiğinde Resulullah(sav), yatağını katlar, elbisesini giyer, daha fazla ibadet etmeye hazırlanırdı. Ailesine de aynı şeyi emrederdi.
      Ramazan ayının son on günü geldiğinde ibadetlere hız vermeli gayretler arttırılmalı son düzlüğe giren koşucular gibi tempo yükseltilmelidir. Ramazanın cehennemden azat olma günleri, amellere bire otuz bin sevapların verildiği ve meleklerin bizim için dua ettikleri, evlerimizi ziyaret ettikleri günler hep bu son on günde saklanmıştır.
 
Oruç 3 derecedir.
a) Avamın orucu,
b) Havassın orucu,
c) Hassul havassın orucu
       Avamın orucunda, mide ve şehvetlerden kaçınmak; yani yeme, içme ve cinsi münasebetten kaçınma.
       Havassın orucunda, kulak, göz, dil, el, ayak ve sair azaları günahlardan uzak tutmak.
       Hassül havassın orucunda kalbi, dünyevi düşüncelerden arındırıp, Allahtan başka her şeyi kalpten uzaklaşmaktır. Bu Salihlerin orucudur.
 
    Oruç tutulurken peygamber aleyhisselatu vesselamın bize tavsiye ettiği artık insanların unuttuğu orucun sıhhatini bozan bazı özellikleri hatırlayalım.
 
                 1) Gözü korumak: HŞ” Haram bakış, iblisin, zehirli oklarından bir oktur. Kim Allahtan korkarak onu terk ederse, Allah Telala o kuluna tadı kalbinde beliren bir iman ihsan eder.
 
                 2) Dili korumak: Dili hezeyan, yalan, gıybet, nemime, fahiş konuşma, kavga ve riya ile konuşmaktan korumak ve dili sükût etmeye mecbur kılmak. Allahın zikri ve kuran tilavetiyle meşgul etmektir.   Peygamber Efendimiz(s.a.v.) ”5 şey orucu bozar. Yalan, gıybet, nemime(kovuculuk), yalan yere yemin, şehvet ile bakmak” buyurmaktadır.
 
                 3) Kulağı korumak; söylenilmesi haram olan her şeyin işitilmesi de haramdır.
                 4) Diğer azaları korumak.
                  Ebu Hureyre’den rivayet edilen ” Nice oruç tutan vardır ki, orucundan sadece açlık ve susuzluk elde eder.”
 
                 5) İftarda az yemek. Tıka basa helal de olsa yememek gerekir. Oruçlu kimse, gündüz yemediklerini iftar zamanında tıka basa yerse, acaba Allahın düşmanı olan nefis ve şeytanı nasıl kahredebilir ve şehvetini nasıl kırabilir?
 
                 6) İftar sonrasında korku ile ümit arasında olmak:   Hasanel-Basri(ra) kahkaha ile gülen bir gurubun yanından geçerken şöyle der: Ey insanlar! Allah Telala Ramazan ayını, kulları için bir yarış sahası olarak yaratmıştır. Kullar o ayda ibadet hedefine doğru koşuşurlar. Şüphesiz o grup zaferi elde eder, diğer bir grup ise geri kalıp, mükâfat kazanmaktan mahrum kalır. Hayret edilecek durum, o gülen ve oynaşan durumudur ki, halkın koştuğu hedefe kavuştukları bir günde, onlar gaflet içerisinde gülüşüp oynaşırlar. Böyle bir nimetten mahrum kalırlar. Ey gülenler! Şunu iyi bilin. Allaha yemin ederim ki, Allah Telala perdeyi aralasaydı, iyilik yapan iyiliğiyle, kötülük yapan da üzüntüsüyle meşgul olur, böylece gülmek kapısı kapanırdı.
                  Abu Derda (ra):” Akıllıların uykusu ve iftarı ne güzeldir! Nasıl olur da akıllılar ahmakların orucuna ve uykusuz kalmalarına hayret ediyorlar! Takva ve yakin sahibi olan bir kimsenin ibadetinin bir zerresi, mağrurların dağlar kadar olan ibadetinden üstün ve daha makbuldür!
                   Bir âlim şöyle der:”Nice oruçlu vardır ki oruçsuzdur ve nice oruçsuz vardır ki oruçludur. Oruçsuz oruçlu o kimsedir ki, yer, içer ve fakat azalarını günahlardan korur. Oruçlu oruçsuz ise, yemez, içmez ama azalarını günahlardan korumaz.
       Nisa 58:”Allah size, emanetleri ehline vermenizi emreder.” Ayetini okuduğunda Hz. Peygamber(sav) elini kulağına ve gözüne koyarak şöyle buyurmuştur:”Kulak emanettir, göz emanettir”; yani oruçlu kimseye biri söverse, onunla kavga etmek isterse, oruçlu ona”Dil, Allahın bendeki emanetidir, Onu korumakla mükellefim. Sana kötü cevap vermekle nasıl ihanet edebilirim” demelidir.   
    Ramazan ayı Sıhhatine uygun oruçlar, kıyamına, kıratına, rükûsuna, secdesine uygun namazlar, teravih namazları, kuran-ı kerim tilavetleri, hayır ve hasenatlarla ihya edilip, Allahu tealanın rızasını kazanmak, manevi perdelerin açılmasına vesile olur. Âmin.

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "