Tesettürde 4. Boyut

altEvet,tesettür bir sevda işidir. Her zaman ve her mekandadır. Sadece yaşlılıkta değil,gençlikte de vardır. Soğukta değil,sıcakta da vardır.Sadece erkeklerin yanında değil,gayrimüslim kadınların yanında da vardır.Tanıdıkların gördüğü yerlerde değil, Allah’ın gördüğü her yerde vardır.Tesettür yer seçmez ,zaman seçmez, kişi seçmez.Tatil de vardır,düğünde de.. Kapı önünde de vardır,balkonda da..Perde kenarından bakarken de vardır, kapı açarken de.. Hastayken de vardır,yorgunken de..Allah mahrem dediyse bitmiştir; samimiyet, şahsi güven, utanma, önemsememek olmaz. Kırılır darılır olmaz.Bir günlük, bir saatlik, bir dakikalık olmaz.Tesettür aşk işidir ,bir kereciği olmaz!O her anda ve her mekandadır.Tesettür olması gereken her yerdedir. Örtünmek değil,korunmaktır. Güzelliği görmezden gelmek ,gizlemek değil görmesi gerekene sergileyebilmektir. Sadece kapatmak değil, o’nun istediği gibi kapatmaktır.Tesettür aşktır, aşkladır. TESETTÜR EN BÜYÜK AŞK İÇİN ; ALLAH İÇİN SÜSLENMEKTİR!

PADİŞAHIN EMANETİ

“Padişahın biri bir gün halkını toplar ve içlerinden bazılarını seçip onlara birer emanet verir. Ama ne emanet.. Birçoklarının gözünü alan,nefsini kabartan,ağzını sulandıran ; bazılarına göre ise görüntü itibarıyla ilgi çekmemesine rağmen pahada değeri tartışılmaz olan değerli taşlar.Hepsi birbirinden farklı,hepsi birbirinden değerli.Emaneti bir süreliğine devralan emanetçilerin bir kısmı onu taşımanın zorluğunu düşünür,bir kısmı onunla gösterişe bürünür,bir kısmı sanır ki sırtına büyük bir yük dürülür..Halkın kalan kısmı ise ya hayran hayran bakar,ya hırs ve kıskançlıktan çatlar,ya da bu taşları yok sayar.Emanetçiler hanelerine dönerler.Emanetin kıymetini ve sahibinin yüceliğini bilen bir grup bu değerli taşı ipek örtülere sarar,özel kutulara koyar ve muhafazasına mükemmel bir önem verir.Bir kısım emanetçi dikkat eder lakin hayatın akışında bazı tedbirsizliklere meydan verir.Sonuçta o paha biçilmez taşın değeri düşer,bütünlüğü bozulur yahut kaybolur.Bir grup emanetçi ise bu vazifenin hakkını vermez,önemsemez.Ne emanete,ne de emanetin sahibine karşı bir sorumluluk duymadığı için değerli taşı hırsızlara kaptırır.Günler aylar geçer ve bir gün padişah yine toplar halkını.Emanetleri iade zamanı gelmiştir.Emanete sahip çıkan ilk grup gururla teslim ederken taşı büyük bir ödülü de hak etmiştir.İkinci grubun mahcupluğu hat safhada.Pişmanlıkla birlikte sunar,aldığı şeklini koruyamadığı taşı sahibine.Son grup ise feryat figan.Padişah hem onları cezalandırır sahip çıkmadıkları taşlar için,hem de hırsızları cezalandırır emanete el uzattığı için.”

Tesettüre bu açıdan bakmayı hiç denediniz mi  ? ? ?

    İnsanların yıllarca anlata geldiği,sınırlarını çizip içinin boşluğunu dolduramadığı tesettür;kadınları zorlayan,aşağılayan,bayağılaştıran bir örtü değil aksine asilleştiren,muhafaza altına alan,değerini korumasına yardımcı olan bir zırhtır.Kadını yaratan,onun maddi-manevi her türlü özelliğini en iyi bilen Rabbül Alemin,onu,şeytandan,nefsinden,hemcinsinden ve karşı cinsinden korumak için reçete etmiştir bu zırhı.Onu herkesin görebileceği ‘genel’likten,sadece helal dairesinin görebileceği ‘özel’lik makamına getirir.Vesveseden,nefsinden,başkalarının kıskançlığından,şehvi arzulardan, kıyaslardan, bakışlardan alıp kendi has sularına,sakin denizlere,paylaşımsız bahçelerine sürükler kadını.

    Tesettürün başlangıcı bu konuda inen ilk ayetledir. Hz. Aişe validemiz; “Başörtü ayeti (Nur 24-31) inince muhacir kadınların her biri etek kumaşlarından,Allah'ın kitabını tasdik ve ona iman ederek başörtülerini hazırladılar.Ertesi sabah,Hz. Peygamberin arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular.” demiştir.

  Tesettür ‘setr’ kelimesinden gelir,örtünmek demektir.İslam dininin tartışılmaz farzıdır,terki cezayı gerektirir.Allah Teala  yüce kitabında bu emri,gerekçelerini,sonuçlarını bizlere bildirmiş,gerek ayet gerek hadislerle açıklamalarını yapmıştır.

  “  Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (nur  31)             

      Soyut bir kavram değildir tesettür. Aksine uzunluğu,genişliği,derinliği olan,sınırları belirlenmiş içi dolu somut bir kütlecik,değerli bir taştır. Bir örtüyü alıp başa bağlamak değildir sadece. İlk kural her ibadette olduğu gibi niyette, "Allah için"  yapılmış olmasındadır. Bir gayrimüslimin örtülere bürünmesi,eşi kıskanan bir kadının sadece eşinden çekindiği için daha uzun ve geniş giyinmesi, bir hastalığın şifası niyetiyle tamamen vücudu örten giysilerin tercih edilmesi, kişinin kusurlarını fazlalıklarını eksiklerini giysilerle örtbas etmesi tesettürün dışında ve hatta çok uzağındadır.Tabii  Allah rızası  için giyinmek de yetmez sadece. Onun da şartları ve sınırları vardır. Sınırlarını Peygamber Efendimiz şöyle çizmiştir; “Şüphesiz kadın ergenlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir (derken yüzünü ve avuçlarını işaret ediyor).yani el,yüz ve topukların alt kısımları hariç tüm beden tesettüre dahildir.Tesettürün şartlarına gelince;çoğumuzun ihmal ettiği belki de önemsemediği üç madde..                                     
 1.  El yüz dışında bütün bedeni örtmesi
 2.  Hatları belli etmemesi
 3.  İçi göstermemesi


İşi matematiksel olarak ifade edecek olursak TESETTÜR= 1.madde x 2.madde x 3.madde
Buna göre bu çarpanlardan birinin sıfır olması tesettürümüzü yok edecek, verdiğimiz önem ise tesettürümüzün daha mükemmel olmasını sağlayacaktır. Örneğin; tüm bedeni kapatan dar bir elbise yahut hiçbir hattı belli etmeyecek bollukta tülden bir elbise , bol içi göstermeyen ama kol bacak gerdan vb. Görünmesi yasaklanmış uzuvların görünmesi,kulak ve topuzu içinden seçilen başörtüsü,uzun çizmeyle giyilip bacak hatlarını olduğu gibi sergileyen  kısa etekler... Hepsi de tesettürün sıfırlandığı durumlardır. “ Ümmetimin son dönemlerinde bazı  hanımlar  giyinik üryandır, (giyinik çıplaktır), başları üzerinde arık deve hörgücü gibisi vardır. Onlara lanet edin. Zira onlar lanet olunmuşlardır”. (Ahmet b.Hambel) hadisi durumun vehametini haber vermektedir.
       
           Bunun dışında bu ibadeti Alemlerin Rabbinin daha çok hoşuna gidecek şekilde yapmak da mümkündür. Başörtüsünü devenin hörgücü gibi bağlamamak,çok dikkat çekici renklerden kaçınmak,gösterişsiz ama temiz giysileri giymek, başörtüsünü boyun ve göğüs kısımlarını örtecek şekilde bağlamak,helal kazançla almak vb.

    Allah Teala kullarını zorda bırakmamış, her ibadette olduğu gibi tesettürde de özel durumlara ait ayrıcalıklar tanımıştır. "Ay halinden kesilmiş ve evlenme için ümidi kalmamış olan yaşlı kadınların ziynet yerlerini erkeklere göstermemek şartıyla dış elbiselerini bırakmalarında onlar için bir günah yoktur. Bununla birlikte yine de sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır" (en-Nûr, 24/60). Yaşlı kadınlar dışında zaruret ve tedavi halindekilere  de bazı kolaylıklar vardır. Kadının birtakım akrabaları ve mümin kadınlar yanında da tesettürü zorunlu değildir.Yine, yalnızken  veya eşinin yanındayken de tesettürlü olmayabilir .Düşünülürse bunlar çok kıymetli rahatlatmalardır.

     Buraya kadar tesettürün uzunluk, genişlik ve derinliğinden oluşan üç boyutlu sınırlarını çizdik.Bir de bu boşluğun içini dolduran bir maneviyat var ki bunu da tasavvuf diliyle anlatmak gerekir.Belki de tesettürü gerçek tesettür yapan kısım burasıdır.

        Evet,tesettür bir sevda işidir. Her zaman ve her mekandadır. Sadece yaşlılıkta değil,gençlikte de vardır. Soğukta değil,sıcakta da vardır.Sadece erkeklerin yanında değil,gayrimüslim kadınların yanında da vardır.Tanıdıkların gördüğü yerlerde değil, Allah’ın gördüğü her yerde vardır.Tesettür yer seçmez ,zaman seçmez, kişi seçmez.Tatil de vardır,düğünde de.. Kapı önünde de vardır,balkonda da..Perde kenarından bakarken de vardır, kapı açarken de.. Hastayken de vardır,yorgunken de..Allah mahrem dediyse bitmiştir; samimiyet, şahsi güven, utanma, önemsememek olmaz. Kırılır darılır olmaz.Bir günlük, bir saatlik, bir dakikalık olmaz.Tesettür aşk işidir ,bir kereciği olmaz!O her anda ve her mekandadır.Tesettür olması gereken her yerdedir. Örtünmek değil,korunmaktır. Güzelliği görmezden gelmek ,gizlemek değil görmesi gerekene sergileyebilmektir. Sadece kapatmak değil, o’nun istediği gibi kapatmaktır.Tesettür aşktır, aşkladır. TESETTÜR EN BÜYÜK AŞK İÇİN ; ALLAH İÇİN SÜSLENMEKTİR!