Cemaatle Namaz Kılarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Cemaatle namaz kılarken göz önünde bulundurulması gereken birkaç önemli noktayı şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Farz namaz kılanın nafile namaz kılana veya başka bir farz kılana uyması caiz değildir. Fakat nafile namaz kılanın farz namaz kılana uyması caizdir.
2. İmamın cemaatten en az bir arşın yüksekte veya alçak bir yerde durup namaz kıldırması mekruhtur. Kendisi ile beraber cemaatten bazı kimseler bulunursa mekruh olmaz.
3. İmam ile muktedinin (imama uyanın) yerleri hükmen bir olmalıdır. Aralarında yüksek boylu bir duvar olup imamın görülmesini veya sesinin işitilmesini engellese o imama uymak sahih olmaz.
4. Cemaate kavuşmak için koşa koşa yürümek mekruhtur, saygıya aykırıdır. Bu gibi davranışlardan daima sakınılmalıdır.
5. Cemaatin birçok kişiden ibaret olması şart değildir. Bir kişi ile de cemaatin fazileti elde edilir. İmama uyan kişinin bir kadın veya mümeyyiz bir çocuk olması yeterlidir. Bunun için evde ailece cemaatle kılınan namaz da yalnız başına kılınan namazdan kat kat faziletlidir. Fakat bir özre dayanmaksızın evde cemaatle namaz kılıp camiye gitmemek bidat ve mekruh sayılmaktadır. Mescitlerde ve camilerde cemaatle kılınan namazların fazileti daha çoktur.
6. Namazda imama uyan bir kişi ise imamın sağında durur, iki ve daha çok kimseler olunca imamın arkasında dururlar. Keraheti olmayan duruş bu şekildedir. Cemaatin imamdan ilerde durması ise caiz değildir. Bu hususta secde yeri değil, ayakların yeri esas alınır. Cemaatin topuklarının imamın ayak topuklarından ilerde olmaması yeterlidir.
7. Muktedi (imama uyan kimse), imama uymayı niyet etmeli ve kıldıkları farz namaz aynı olmalıdır. Bunun için bir kimse imama uymayı niyet etmeksizin ona uysa veya kendisi öğle namazını kılmak istediği hâlde imam ikindi namazını kıldırmakta bulunsa bu iktidası (imama uyması) caiz olmaz.
8. İmamın sesi kâfi gelmezse, cemaatten biri tarafından iftidah ve intikal tekbirleri yüksek sesle alınır ve rükûdan kalkarken de "Rabbena ve lekel-hamd" denilir, yüksek sesle yine selam verilir. Bu bir tebliğ, bir bildirimdir. Ancak tekbirler alınırken iftidah ve intikal tekbirleri olarak alınmalıdır, yalnız bildirme için alınmamalıdır. Eğer ilk tekbir ile namaza başlamaya niyet edilmez ise, bunu alan namaza başlamış olmaz. Diğerleri de tespih, tahmid ve intikal tekbirleri olarak alınmazsa, sevaptan mahrum olmayı gerektirir. İmamın sesi yettiği takdirde bu tebliğe gerek kalmayacağından bu tebliğ işi mekruh olur. Buna müezzin olanlar dikkat etmelidirler.
     9. İmam selam verince, muktedi de teşehhüdü bitirmiş ise selam verir. Salat-Selam ve duayı bitirmek için selam vermeyi geciktirmez. Teşehhüdü bitirmeden selam vermesi de caizdir.
10. Cemaat selamdan sonra: "Allahümme entesselâmü ve minkesselâm, tebarekte ya zelcelâli vel-ikram" (*) cümlesi okununcaya kadar yerlerinde dururlar. Sonra yerlerinden kalkıp sünneti veya duayı başka uygun bir yerde tamamlarlar. Bundan ziyade yerlerinde durmaları kerahete girer. Farzdan sonra saffı bozmaları müstehaptır. Bunu yapmakla sonradan gelenler namazın tamamlanmış olduğunu anlarlar.
11. Cemaat, kıyam rükü, secde gibi yapılması gerekli rükünlerde, Sübhaneke ile Tespihat ve Tahiyyat gibi dua ve zikirlerde imama uyarak bunları yaparlar. Fakat sözle yerine getirilmesi gereken kıraat rüknünde imama uymaz, imamın aşikâre okuduğu Kur'an’ı dinler ve susar.
12. İmam namaza başlamak için tekbir alırken ellerini yukarı kaldırmasa, Sübhaneke'yi okumasa, rükû ve secde tekbirlerini almasa ve bunlardaki tespihleri söylemese, "Semiallahu limen hamideh" demeyi, tahiyyatı ve selamı terk etse veya teşrik tekbirini getirmese, cemaat bunları yapar. Bu dokuz şeyde cemaat imama uymaz.
  
13. İmam kunut duasını, bayram tekbirlerini, birinci oturuşu, tilavet secdesini, sehiv secdesini terk etmiş olursa cemaat de terk eder. İmam bir secde fazla yapsa veya bayram tekbirlerini ashab-ı kiramdan rivayet edilen miktardan ziyade alsa veya cenaze namazında dörtten fazla tekbir getirse veya yanılarak beşinci rekâta kalksa, cemaat bu işlerde imama uymaz. İmam beşinci rekâta kalktığı zaman bakılır: Eğer imam dördüncü rekâttan sonra oturuş (ka'de) yapmışsa, cemaat oturarak bekler, imam hemen dönüp teşehhüdü iade etmeksizin selam verirse, cemaat da onunla beraber selam verir. Fakat imam kalktığı beşinci rekât için secdeye varırsa, cemaat kendi başına selam verip namazdan çıkar. Eğer imam dördüncü rekâtın arkasından oturuş (ka'de) yapmamış ise, cemaat yine bekler. Eğer imam hemen kıyamdan ka'deye dönüp ondan sonra selam verirse, cemaat da onunla beraber selam verir. Fakat imam beşinci rekâtı secde ile bağlarsa hepsinin namazı bozulmuş olur. Bu durumda cemaatin yalnız başına teşehhüdü yapıp selam vermesi fayda vermez.
14. Vitir namazında, cemaat daha Kunut duasını bitirmeden imam rükûya varsa cemaat da varır. Ancak Kunut duasından henüz hiçbir şey okumamış olsalar imam ile rükûda bulunmayı kaçırmayacak şekilde bir miktar okurlar.
15. İmam (vitirde) kunut duasını unutup rüküa gittiği halde, cemaat ona uymamakla imam başını kaldırıp kunut duasını okuduktan sonra tekrar rükûya gitmekle cemaat da ona uymuş olsalar cemaatin namazı bozulur.
16. Cemaatle kılınan namazlarda safların düzgün olmasına, aralarında açıklık bulunmamasına dikkat edilir. İmam olan zat da buna dikkat edip cemaati uyarır. Safların en faziletlisi birinci saftır. Sonra sırası ile arkaya doğru fazilet azalarak gider. İmama yakın bulunmanın fazileti pek çoktur.
17. Cemaatten birinin saf arkasında yalnız başına durup imama uyması mekruhtur. Ancak saflar arasında duracak bir yer bulamazsa, o zaman kerahet olmaz.
18. İmamı rükû hâlinde bulan kimse, imama uymak için ilk saflara gittiği takdirde rekâtı kaçıracağından korkarsa son safa geçerek imama uyar, saflardan birine katılmaksızın tek başına yalnızca bir yerde durup imama uymaz; rekât kaçırılacak olsa bile...
19. Gevşeklik ve tembellik yüzünden cemaati terk edip duran kimse, cezaya hak kazanır, şahitliği kabul edilmez. İmam bidat ehlinden olduğu için cemaati terk eden kimse ise cezaya hak kazanmaz. Cemaate devam etmek istediği hâlde, haklı bir özürden dolayı muntazam bir şekilde devamdan mahrum kalan kimse de niyetine göre cemaat sevabına kavuşur.
Cemaat değişik insanlardan ibaret olunca, imamın arkasında önce erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra kadınlar saf bağlarlar. Bu sırayı erkeklerle erkek çocukların gözetmesi sünnettir. Erkeklerle kadınların bu sırayı gözetmesi ise farzdır. Bunun için bir kadın veya buluğ çağına yakın bir kız, bir erkeğin önünde veya tam hizasında aynı namazı cemaatle kılacak olsa, erkeğin namazı bozulur.
Erkeklerin namazlarını böylece bozmaya sebep olan ve onların huzurlarını kaçıran kadınlar ise, şüphe yok ki bundan dolayı günah işlemiş ve Yüce Allah'ın azabına layık bulunmuş olurlar. Onun için buna sebebiyet vermekten kaçınmalı, İslam terbiyesine riayet etmelidir. Yalnız yaşlı kadınlar cemaatle devam edecek olurlarsa, mescitlerde kendilerine ayrılan yerlerden ileri geçmemelidirler. Değilse bekledikleri sevap kazanacakları günahı karşılayamaz. Zaten kadınların cemaate devam etmeleri aslında kerahetten sayılmaktadır. Kadınların mescitleri, evlerinin içidir. Bir hadis-i şerifte: 
"Kadınların namazlarının en faziletlisi, evlerinin içinde kıldıkları namazlardır." buyrulmuştur.
Bunların dışında cemaatle namaz kılmaya ait başka hususlar da vardır. İmama uyan kişi için üç ayrı durum söz konusu olabilir. İmama uyan kişi ya “müdrik” ya “lahik” ya da “mesbuk”tur.
Müdrik, namazın başından sonuna kadar fasılasız olarak imama uyan ve bütün rekâtleri imamla beraber kılan kimsedir. İmama ilk rekâtın rükûunda yetişen, o rekâta yetişmiş ve müdrik adını almış olur. Namaza imam ile beraber başlamanın fazileti pek büyüktür. Namazı cemaatle kılmanın ecri, tek başına kılmaktan yirmi yedi derece daha fazla olduğu için mümkün mertebe tek başına kılınan namaz bırakılarak imama uyulur.
Lâhık, namaza imam ile beraber başladığı hâlde, kendisine uyku ve dalgınlık veya cemaatin fazlalığından dolayı bir eziyet ve bir abdestsizlik hâli arız olup da namazın tamamını veya bir kısmını imam ile kılamayan kimsedir, hareket bakımından Muktedi gibidir. Muktedi, imamın arkasında Kur'an okuyamayacağı gibi, Lâhık da kaçırmış olduğu rekâtleri kendi başına kılınca Kur'an okuyamaz, tamamen muktedi gibi hareket eder ve kendi başına kılacak olduğu rekâtlardeki yanılmalardan dolayı da sehiv secdeleri yapmaz, mümkünse kaçırdığı rekâtleri veya rükünleri kaza eder, sonra imama tekrar katılarak onunla selam verir.
Mesbuk, bir rekât kılındıktan sonra imama uyan kimsedir ki, son oturuşta dahi imama uymuş olsa yine mesbuk sayılır.
İmam rükûda iken, imama uyan kimse, o rükûa ait olan rekâta yetişmiş olur. Fakat imamı secde hâlinde bulan kimse, hemen secdeye varırsa da o secdenin rekâtına yetişmiş olmaz. Bunun için o rekâtı kaza etmesi gerekir. Mesbuk kaza edeceği rekâtlarda, tek başına namaz kılan gibidir. Örneğin; mesbuk, dört rekâtlı namazlardan birinin dördüncü rekâtinde imama uysa, imam ile teşehhüde oturduktan sonra kalkar; Sübhaneke, Eûzü Besmele, Fatiha ve bir miktar Kur'an okur. Rükû ve secdelerden sonra oturur. Yalnız "Tahiyyat'ı" okur. Ondan sonra kalkar. Besmele ile Fatiha'yı ve bir miktar daha Kur'an ayetlerini okur. Sonra rükû ve secdelere varır, oturmaksızın kalkar. Yalnız Besmele ve Fatiha ile bir rekat daha kılarak son oturuşu yapar. Tahiyyat'ı, Salavatları ve Rabbenâ âtinâ'yı okuyup selam vererek namazını tamamlar.
Bu örnekte görüldüğü üzere mesbuk olan kişi imama yetiştiği yerden namazı imamla kılmaya devam eder; fakat imam selam verdikten sonra mesbuk "Allahü Ekber" diyerek ayağa kalkar ve noksan kalmış olan rekâtları tek başına namaz kılıyormuş gibi tamamlar ( İmam selam vermeden mesbukun kalkıp noksan kalan rekâtları kılmaya başması uygun değildir Ancak namaz vaktinin çıkmak üzere olması ve insanların önünden geçme durumu olması gibi özürler sebebiyle selamından önce kalkar.).

ezan