Hizmet Adabı

“Hizmetteki edep hizmetten daha üstündür.” Her türden amelimiz hizmet kapsamına girer, bu nedenle hizmetin edeplerini bilmemiz ve onlara riayete hassasiyet göstermemiz gerekir. Yoksa iyi şeyler yapmak için yola çıktığımız halde hem kendi hem de başkalarının maneviyatına zarar verebiliriz. Hizmet adı altında nefsanî hisleri tatmin etmek, insanların ilgisini ve takdirini cezbetmek, kişisel kâr elde etmek, liderlik hevesine kapılmak, hürmet beklemek elbette çok yanlıştır.

Hizmette enaniyet olmamalıdır. Bütün kullarına iyiliği lütfeden Allahu Teala’dır. Bir hayrın meydana gelmesi için birçok vesileye ihtiyaç vardır. Kişinin cüz-i iradesi ve faaliyeti hayrın gerçekleşmesi için çok zayıftır. Velilerin ve geçmiş büyüklerimizin duaları bu vesilelerin başında gelir.

Başarılarımızı Allah’tan, kusurları ise her yönüyle noksan olan nefsimizden bilmeliyiz. Hizmetin bize ihtiyacı yoktur. Bizim hizmet etmeye ihtiyacımız vardır. Gökleri direksiz ayakta tutan Rabbimiz bir vesile yaratıp iradesini bir şekilde gerçekleştirirdi. Ancak Onun güzel ahlakında kullarına kullarını vesile etmek vardır. Yaratıcımız olarak O; bizlerin, yalnız hizmet ederek güzel ahlak sahibi olacağımızı bilmektedir. Hizmet Allahu Teala’nın bir emaneti olduğu için; onu taşıyanlar ilahi himayede olurlar.

Yüce Allah dinine hizmet edenlere yardım edeceğini, onların ayaklarını hak yolda sabit tutacağını müjdelemiştir. Bu nedenle sabırlı ve tevazu sahibi olmalıyız. Bize hizmet etmeyi nasip ettiği için Allah (C.C)’na şükretmeliyiz. Gayretimiz ve dikkatimiz ne ölçüde olursa olsun farkına vardığımız ve varamadığımız hatalarımız için tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız.

Hiç unutmayalım ki: “Kulun imtihanı başarıdan sonra gelir.”

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, hizmet için yola çıkan kimsede şu niyet ve ahlâkların bulunmasını gerekli görmüştür:

1-Allah rızası için yola çıkmak.

2-Başındaki imama ve başkana itaat etmek.

3-Sevdiği malından Allah rızası için kardeşlerine infak ve ikram etmek.

4-Beraber olduğu arkadaşlarıyla iyi geçinmek, onlara yumuşak davranmak.

5-Fitne ve fesattan çekinmek.

Meşveret ve İstişare Adabı

İstişare’nin kelime anlamı fikir sormak, danışmaktır. Meşveret ise konuşup anlaşmak demektir.

İstişare kişisel, ailesel ve toplumsal meselelerimizin çözülmesinde önemli bir yere sahiptir. Ancak istişare etmek ne kavga etmek ne de terbiyesizce birbirimizi eleştirmektir. Hiçbir zaman tartışma ya saygısızlık anlamına da gelmemektedir. Her ne kadar günümüzde tartışma adı altında bunun birçok yanlış örneğine şahit oluyor olsak da biz rehber olarak Allah ve Resulünü almalıyız. Muhakkak onların ahlak ve tavsiyeleri en güzel ve doğru olandır. Günümüz tartışmaları bize unutturmamalı ki; başkalarının düşüncelerine saygılı olmazsanız, onlar da size saygılı olmazlar. Siz saygısızlık yaparsanız saygısızlığa muhatap olursunuz.

Sahabe-i kiram, Resulü Ekrem Efendimize (sallallahü aleyhi vesellem) :

“-Kimse anne ve babasına sövmesin buyuruyorsunuz. İnsan nasıl kendi anne babasına söver?” diye hayret içinde sorarlar.

Efendimiz buyurur:

“-Siz başkalarının anne babalarına söversiniz, onlar da kalkar sizin anne ve babanıza söver. Böylece kendi anne babanıza sövmüş olursunuz.”

Arifler şu Ayet-i Kerim’in gereğince hareket etmeye özen gösterirler:

“Aralarında işleri şura (istişare ve meşveret) iledir’’ (Ayet Meali)

“(Ya Muhammed –ASM-) Ashabınla işlerinde meşveret et. Müşavere neticesindeki karara da tevekkülle uy. Allah (C.C) mütevekkilleri sever’’ (Ayet Meali)

“İşleriniz aranızda istişare ile yürürse yerin üstü sizin için yerin altından hayırlıdır.’’ (Hadis-i Şerif)

“Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i islamiyyedeki saadetlerinin anahtarı meşveret-i şeriyyedir.’’ (Hutbe-i Şamiye)

“Meşveret; fikirleri konuşmak suretinde çekişmesiz ve kavgasız diyalogdur…’’ (Lemalar 106)

“Meşveret vacip’tir. İstişare neticesinde alınan kararlara muhalefet isyandır, günahtır.’’

“Kendi fikrini çok beğenip, arkadaşını daima isabetsiz görmek kıyamet alametidir.’’

İstişare hakkında dikkat etmemiz gereken hususlar ve edepler:

1-                  Münakaşa kapısı açılmamalıdır.

2-                  Hissiyattan ve peşin hükümlerden kaçınılmalıdır.

3-                  Enaniyet, benlik ve rekabetten kaçınmalıdır.

4-                  Konuşanlar delilli ve kaynaklı konuşmalıdır.

5-                  Farklı görüşler sözü kesilmeden sonuna kadar dinlenilmelidir.

6-                  Divan başkanı, sataşmalara ve karşılıklı söz düellosuna meydan vermemelidir.

7-                  Sözcüler açık fikirli olmalı ve Allah için konuşmalıdır.

8-                  Tekrarlayan ifadelerden ve fikirlerden kaçınmalıdır.

9-                  Uygulamada “işlerin paylaştırılması ve ortak mesai” kuralına uyulmalıdır.

10-              Kabul edilmeyen fikir sahipleri fikirlerinden vazgeçerek istişare kararlarını kendi fikirleri gibi sahiplenerek kabul etmelidirler.

11-              Haklı şuranın “ihlâs ve dayanışması” netice verdiği dikkate alınarak aksinin haksız bir şura olduğu hususu da gözden uzak tutulmamalıdır.

12-              Meşverete bağlı üç adamın sırr-ı tesanütle(dayanışmasının sırrı sonucu) yüz adam kadar millete faide verdiği bilinmelidir.

13-              Meşveret heyeti üyelerinin prensipleri “uhuvvet ve ihlâs” düsturları ve “Hizmet Rehberinin” prensipleri olduğu unutulmamalıdır.

14-              Heyet üyeleri zorlayan bir sebep olmadıkça istişareye katılmalı ve sonuna kadar ayrılmamalıdır.

15-              Müsteşar, yani kendisiyle istişare edilen zat; emin, mütefekkir, doğruluk üzere, tesir altında olmayan, gazap göstermeyen, ciddi, yumuşak tabiatlı, sabırlı ve hayırhah olmalıdır.

16-              Benimsenen fikrin tatbikatından çıkan netice ister başarılı, ister başarısız olsun, istişarede bulunanlarca müştereken paylaşılır. Netice başarısız olmuşsa, o fikri meşverete ileri sürenlere tenkit nazarıyla bakılmaz. Çünkü söz konusu mesele müzakere edilmiş, kabul görmüş ve umuma mal olmuştur. Ayrıca meşveret kurallarına göre riayet edilerek kararlaştırıldığı için dinen günah ve manevi mesuliyeti mucip değildir.

17-              İstişarelerde fikir beyan etmekten çekinmemeliyiz.

18-              Meşverete gelirken daha faydalı neticelerin ortaya çıkması için, fikrî hazırlık içinde bulunmakta fayda vardır.

19-              Fikir beyan etmekte, tasavvuf terbiyesinin kazandırdığı terbiye hudutlarına riayetle, incitici olmayan yumuşak sözlerle edep ve nezaket kaideleri içinde hareket edilmelidir.

İstişarelerde, Peygamber Efendimiz (ASM)  uhud meşveretlerinden anlaşılacağı üzere beyan ettiğimiz fikrin veya görüşün mutlaka meşverette bulunanlar tarafından benimsenmesi hususunda ısrarlı olmamalıyız. Bu noktada hisli davranmak fitne alameti sayılmıştır.

20-              Acele kanaat edinme ve hüküm vermekten kaçınmak gerekir.

21-              Şahıs ve şahıslar hakkında aleyhtarlıktan kaçınmalı ve fikir seviyesinde konuşulmalıdır.

22-              Farklı kanaat sahibi kimseleri, kanaatlerini ve kanaatlerinin gerekçelerini iyice anlayıncaya kadar sabırla dinlemek gerekir.

23-              Bir fikri, bir kanaati asla ısrarla kabul ettirme yoluna gitmemelidir. Sadece kanaat veya fikrin içerik ve sebepleri hakkında gerekli bilgiyi vermekle yetinmek gerekir.

24-              Fikir beyan ederken muhataplarını rahatsız etmemeye gayret sarf etmek, onları rencide edici konuşmalardan azami ölçüde sakınmak lazımdır.

25-              İstişarede; itham, tenkit ve aleyhtar konuşma vaki olursa, böylesi kimselere karşı neticeleri göstererek, mukabelede bulunmamak gerekir. Şahsa ve fikirlerine değer verildiğini hissettirici davranışlar, muhabbeti ve istişarenin selametini arttırır.

26-              Müzakere edilen her mevzudaki esas ve teferruatı birbirinden ayırmak lazımdır. Dikkat ve gayret esasa yoğunlaştırılmalıdır.

27-              Fikre muhalefeti, fikir sahibine muhalefet şeklinde düşünmemelidir.

 

*      İstişare sonucu ortaya çıkan görüşü hassasiyetle yaşamalı ve devam ettirmeliyiz. Böylece cemaatin uygun bulduğu görüş ve düşüncelerine bir nevi ayna olacağızdır. Müşavere neticesinde ortaya çıkan görüşün tesirini kıracak her türlü hal ve hissiyattan şiddetle kaçınırsak, elde edilen fikrin ve o fikrin uygun gördüğü faydalı hizmetin devamına vesile oluruz.