Ebru Sanatı

Esrar-ı Ebri

Renklerin harf harf dizilişi, sonu gelmeyen bir roman, okudukça daha fazla okumak istediğiniz ve her kelimede bilgisizliğinizin gittikçe büyüdüğünü hissettiğiniz.
Deniz mi? Okyanus mu? Küçücük bir teknede durağan bir kap su mu? En derinini bulabilir misiniz? Keşfi mümkün müdür her ne varsa gizinde? Gücünüz yetse de derinlere dalmaya, aklınız yeter mi? 
Siz misiniz gerçekten o mahir usta bu teknede olan şaheserlerin mucidi? Elleriniz mi gerçekten bu renk deryasının damlaları? Kıvamı ayarlı suyun üzerine at kılı fırçadan dökülenler sizin eseriniz mi?

Gelin kabul edin, siz olamazsınız o mahir sanatçı meydana gelen bu "battal" ın sahibi. Olsa olsa sebepler zincirinde bir halkasınız, su gibi toprak gibi ... F. Yeşil

 

Ebru Sanatı Tarihi

Ebru sanatının Ortaya çıkış yeri ve tarihine ilişkin kesin bir delil bulunmamasının sebebi; yapılan ebru ların üzerine tarih atılmamış olması ve bu sanatla ilgili çok az yazılı kaynak bulunmasından dolayıdır. Ancak, genel olarak araştırmacıların kanaati "ebru sanatı"nın en geç 15. yüzyıldan beri varolduğudur. hatta bazı araştırmacılara göre köklerinin 6. ve 10. yüzyıla kadar uzandığı varsayılmaktadır. 6. ve 10. yüzyıllarda kağıdı bulan türklerin "ebru sanatı" nı da buldukları düşünülmektedir. Uygur türklerinin cilt yapmayı çinlilerden önce başarmış olmaları da, bir cilt sanatı olan "ebru sanatı" nın tarihsel olarak bu coğrafyada doğmuş olabileceğinin işareti olarak varsayılmaktadır. "Su nakış tutmaz diyen buraya gelsin" diyen Mevlana Celalleddini Rumi hazretlerinin bu sözü de bu sanatın tarihinin 12. yüzyılda biliniyor olmasının bir işareti olarak sayılmaktadır.

Sayın M. Uğur Derman'ın Osmanlı ansiklopedisinde (C.11 - S.189) belirttiğine göre ise; Bilinen, bu sanat, kağıdın tarih sahnesine girmesiyle gelişmiştir. Çin'de liu-şa-cien , XII. asırdan itibaren Japonya'da suminagaşi ve beninagaşi isimleriyle sulu vasatta yapılan bir takım çalışmaların mevcudiyeti, daha sonraki asırlarda Çağatay Türkçesi'yle ebre adını alarak Türkistan'da ortaya çıkan bu sanatın tarihi gelişimi hakkında, müphem de olsa bir fikir vermektedir. Türkistan'dan en geç XVI. asır başlarında İpekyolu'nu takiben İran'a geçişinde ebri olarak isimlendirilen bu sanat, görünüşüyle gerçekten bulut kümelerine benzer şekiller taşıdığından, buluta nisbet ifade eden bu Farsça ismi doğrulamaktadır. Osmanlı ülkesinde de revaç bulan aynı isim, son yüzyılda Türkçe'de ebru'ya dönüşmüştür. Galat olmakla beraber, kaş gibi şekiller de ihtiva ettiğinden, bu sanata ebru denilmesi bir çelişki sayılmamalıdır; çünkü ebru kelimesi Farsça'da kaş manasına gelmektedir. Aynı yüzyılın sonlarında, İstanbul'dan Avrupalı seyyahlar tarafından kendi memleketlerine götürülen ebru kağıtları önce Almanya'da, sonra da Fransa ve İtalya'da mermer kağıdı veya Türk mermer kağıdı, hatta sadece Türk kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve oralarda da yapılmaya başlanmıştır. Zaman içinde İngiltere ve Amerika'ya da yayılan ebru kağıdı, her ülkenin sanat anlayışına göre bir başkalık gösterir. Bunda, kullanılan değişik malzemenin de rolü olmalıdır. Belgelenen en eski ebru örneği 16. yüzyıla aittir. Kağıdın süslenmesinde, kıt'a ve levhaların iç ve dış pervazlarında, yazma ciltlerinde yan kağıdı olarak sıkça kullanılmıştır.

Ebru hakkında Türkçe kaleme alınmış bilinen en eski eser, 1615’ten sonra yazılan "Tertib-i Risâle-i Ebrî" adlı yazma kitapçıktır. Günümüzde bilinen ebru tarzındaki eserler ilk kez Orta Asya - Osmanlı coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Ebrunun tarihi ile ilgili olarak sayın Uğur Derman (Türk Santında Ebrû), tarihi kestirilebilen en eski ebru olarak, üzerinde Mâlikî Deylemî’ye ait bir kıt’anın bulunduğu ve Gürcistan’da yazılmış olan 1554 tarihli bir ebruyu gösterir. Bu ebrunun, hafif ebru olarak yapılmış olması ve hafif ebrunun ancak belli bir ustalaşmadan sonra yapılabildiği gözönüne alınacak olursa, ebrunun orijinin çok daha eskilere dayandığı düşünülmektedir.

Osmanlı döneminde başlıbaşına bir sanat ve iş kolu olan ebruculuk, 20.yüzyıl başlarına gelindiğinde unutulma noktasına gelmiştir. Bu sanatın tekrar hayat kazanması, ebru sanatına 'çiçekli ebru'yu hediye eden büyük sanatçı Necmeddin Okyay sayesinde olmuştur. Okyay'dan sonraki büyük merhale Mustafa Düzgünman'dır. Mustafa Düzgünman'ın talebelerinden Niyazi Sayın, Sabri Mandıracı,Timuçin Tanarslan,Alparslan Babaoğlu,Fuat Başar bu sanatın yeniden yaygınlaşmasında büyük gayret sarfetmişlerdir.

Ebru Kelimesi Nereden Gelir.

EBRE : Çağataycada dalgalı, damarlı renkli kağıt gibi manaya gelmektedir.
EBRİ : Farsça "ebr" kelimesinden türemiş olan "ebri" bulut gibi, bulutumsu manalarına gelmektedir.
EBRU : Farsçada kaş manasına gelmektedir.
AB-RU : Farsça bir sıfat tamlaması olup "su yüzü" manasına gelmektedir.
Ebru sanatı dünyada farklı isimler ile anılmaktadır. Almanlar; Turkish Mramor Papier, Fransızlar; Papier Marbre Turc, İngilizler; Turkish Marbled Paper ve Arablar; Varaku'l Mücezza diye isimlendirmişlerdir.

 

 

 

Ebru Sanatçıları

Şebek Mehmet Efendi : Bilinen en eski ebrucu olan Şebek Mehmet Efendi’nin doğum tarihi ve kim olduğu ile ilgili detaylı bilgi ne yazıkki mevcut değildir. Tertib-i Risale-i Ebri adlı eserde kendisinden “rahimehumullah” (Allah rahmet eylesin) diye bahsedildiği için bu eserin yazıldığı tarihten (1608) önce vefat etmiş olduğu bilinmektedir. Fuzuli’nin eseri olan “Hadikatü’s Süeda” nın yazma kopyasında Şebek Mehmet efendiye ait ebrular bulunmakta ve ketebesinde tarih olarak 1595 kaydı bulunmaktadır. Bu bilgiler ışığında Şebek Mehmet efendi 1595 – 1608 tarihleri arasında vefat etmiş olmalıdır.
Hatib Mehmet Efendi : Geleneksel Türk Ebru tarihimizde çok önemli bir yeri olan Hatib Mehmed Efendi kendi lakabı ile anılmakta olan “hatib ebrusu” nun mucididir. Ayasofya camii imam hatibi olması sebebi ile hatib lakabı ile anılmış olan bu zatın tam adı Mehmed bin Ahmed İstanboli dir.  Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen Hatib Mehmed efendi 1774 tarihinde evinde çıkan bir yangın sonucu ebrularını kurtarmak isterken vefat etmiştir. Yaşadığı dönemde kendi icadı olan “hatib ebru” yapımını kimseye öğretmemiş olmasından dolayı, hatib ebrusu uzun yıllar bir sır olarak kalmıştır.
Hatib Mehmet efendi ebruculuğun yanı sıra hattat İsmail Zühti’den sülüs ve nesih yazıyı da öğrenmiştir.
Şeyh Sadık Efendi : Üsküdar’da bulunan Özbekler Tekkesi şeyhi olan “şeyh Sadık efendi” Buhara’nın Vabakne şehrinde doğmuştur. Ebru yapımını Buhara da öğrendiği bilinen bu zatın kabri Özbekler tekkesi haziresinde olup, kabir kitabesinde vefat yılı 12 receb 1262 (11 temmuz 1846) olarak belirtilmiştir. Hayatı hakkında fazla bilgi sahibi olamadığımız bu zat ebru sanatını İbrahim Edhem ve Nafiz adlarındaki oğullarına öğretmiştir.
İbrahim Edhem Efendi : Şeyh Sadık Efendi'nin oğlu olan İbrahim Edhem efendi 1829 yılında Üsküdar da ki Özbekler tekkesinde doğmuştur. Ebru sanatını babasından öğrenmiş olan bu zat babası ile birlikte çalışarak, Özbekler tekkesini zamanının en önemli ebru merkezi haline gelmesinde değerli katkılar sağlamıştır.
İlk tahsiline Hace Hesna Hatun mektebinde başlayan İbrahim Edhem efendi daha sonra babası, amcası ve tekkeye gelen Buharalı alimlerden ders almıştır.  Türk, Arap Fars ve Çağatay dillerini şiir yazacak seviyede öğrenmiş olan İbrahim Edhem Efendi, Çarşambalı Arif Bey (1825-1892) 'den Ta'lik hattını öğrenerek icazet almıştır.
Yapmış olduğu ebrular saray nakış hanesinde ve Beyazıt’taki kağıtçılar çarşısında rağbet görür ve aranırdı. Satmış olduğu eserlerinden elde ettiği geliri tekkenin giderleri ve misafirlerin ağırlanması için harcardı. Ebruculuk  ve hattatlığın yanı sıra doğramacılık, oymacılık, marangozluk, mühürcülük, hakkaklık, tornacılık, demircilik, matbaacılık, tesviyecilik … gibi pek çok meziyeti olduğu için hezarfen lakabı ile anılmıştır.
1869 da Mithat Paşa’nın kurduğu Sultanahmet sanat enstitüsü müdürlüğü görevinde bulunmuş ve memleket tarihimizde ilk olarak kurşun boruyu burada döktürmüştür. Tamirat-ı Aliye müdürlüğü vesile ile Hicaz’a gönderilen Şeyh İbrahim Edhem efendi mübarek Harem-i Şerif’in tamirinde de görev yapmıştır.
1867 yılında düzenlenen Paris Sergisinde eserlerinden dolayı madalya almıştır.
Aynı zamanda iyi bir okçu olan zat 93 harbi denilen savaşta mevkib-i humayunda (milli tabur) komutanlık yapmıştır.
8 Ocak 1904 cuma gecesi yatsı namazı vaktinde vefat etmiş ve Ertesi gün Tekke’nin Haziresine defnedilmiştir.
Mehmed Necmeddin Okyay : Ebru sanat tarihimizde çok önemli bir yeri olan Mehmed Necmeddin Okyay 28 ocak 1883 yılında Üsküdar'da doğmuştur. Babası Mehmet Abdülnebi Efendidir. Ebru sanatımızda ilk “çiçekli ebru” ve “yazılı ebru” lar Necmeddin Okyay tarafından yapılmıştır.
Çiçekli ebrunun başarılı bir şekilde yapılmasından sonra ebru sanatı kitap kapakları ve hat kenarlarında kullanılabilirliğinin yanında kendi başına çerçeve yapılarak da kullanılır hale gelmiştir. Aynı zamanda hattat da olan Okyay ebru sanatını Özbek Şeyhi İbrahim Edhem Efendiden öğrendi. Ebruculuk ve hattatlıktan başka; mürekkepçilik, okçuluk, ahercilik, ciltçilik, gülcülük gibi meziyetleri de bulunan Necmeddin Okyay da hocası gibi hezarfen lakabı ile anılmıştır. Hezarfen Necmeddin Okyay 93 yaşında 5 ocak 1976 yılında vefaat etti. İstanbul Üsküdar’da bulunan Karacaahmet kabristanında metfundur.
Mustafa Düzgünman : 9 Şubat 1920 de İstanbul-Üsküdar da doğmuş olan Mustafa Esat Düzgünman ebru tarihimizin en önemli sanatçılarındandır. Babası imam ve hatib Saim Efendi annesi de Necmeddin Okyay’ın yeğeni Şükriye hanımdır. İlk tahsilini tamamladıktan sonra babasının Üsküdar Çarşısı'ndaki aktar dükkanında çalışmaya başlamıştır. Bu sıralarda necmeddin Okyay’ın da hocalık yapmakta olduğu güzel sanatlar akademisi türk tezyinat şubesine kayıt olmuştur. Burada 3 yıl boyunca şemse cilt ve ebru sanatını öğrenmiştir. 1940 yılından sonra ebruyu bir yan iş olarak sürdürmüştür. Mustafa Düzgünman dini musiki ile de ilgilenmiş olup, Üsküdar da ki Aziz Mahmut Hüdayi camiinde müezzinlik yapmıştır. 20 ye yakın kendi bestelediği ilahisi vardır.
Mustafa Düzgünman ebru sanatında çok büyük başarılı çalışmalar yapmış ve teknik yönünden öğrendiklerini daha da ileri seviyelere çıkarmıştır. Hatta hocası Necmeddin Okyay’ın kendisi için söylediği “Mustafa ebruculukta beni geçmiştir” iltifatına mazhar olmuştur. Hocasının bulmuş olduğu çiçekli ebruları daha gerçekçi formlarda yapmış ve bu tür ebrulara papatya ebrusunu hediye etmiştir.
Yaptığı çalışmalar ve yetiştirdiği talebeleri ile Ebru sanatımızın bu günlere gelmesindeki en önemli ebruculardan birisi olduğu inkar edilemez.
Mustafa Düzgünman ebru sanatımızda gelişigüzel yapılmak istenen yenilik veya modernizasyon gibi düşüncelere açıkça karşı olduğunu ifade etmiş, ebru sanatının geleneksel yönüyle devam ettirilmesinin gerekliliğine inanmıştır. Tarihi süreçte rastlanmamış olan resim yapar gibi ebru yapılması çalışmalarının ve bu tarz değişikliklerin sanatımızı zaman içinde tahrip edebileceğini ifade etmiştir. Ebru sanatının bu tip değişikliklere uğratılmadan gelecek nesillere aktarılması için emek harcamıştır.  12 Eylül 1990 günü vefat eden Mustafa Düzgünman'ın kabri KaracaAhmet mezarlığındadır.
Fuat Başar : 1953 yılında Erzurum’da doğmuştur. İlk, orta, lise ve tıp eğitimini Erzurum’da tamamlamış olan Fuat Başar tıp fakültesinden mezun olmasına rağmen hat ve ebru sanatlarına olan muhabbeti nedeni ile doktorluk mesleğini icra etmemiştir.  Fakülte yıllarında (1976) hüsn-ü hatt sanatı ile meşgul olmaya başlamıştır. Bu yıllarda Uğur Derman’ın eseri olan “türk sanatında ebru” isimli çalışmayı gördükten sonra, ebru sanatına karşı ilgisi artmış ve kendi kendine ebru yapmayı denemiştir. Bu denemeler sonucunda ebru sanatının kendi başına öğrenilemeyecek bir sanat olduğuna kanaat getirmiş ve Mustafa Düzgünman ile mektuplaşarak ebru çalışmalarını sürdürmüştür. 1980’de İstanbul’a yerleştikten sonra hattat Hamid Aytaçtan hat icazeti ve Mustafa Düzgünman’dan 1989 yılında Ebru İcazeti almıştır.
Yurt içi ve yurt dışından 300 den fazla kişisel ve karma sergide eserleri yer alan Fuat Başar ebru sanatımızın geleneksel yönü ile sürdürülmesi yolunda birçok talebeler yetiştirmektedir. Ebru sanatı hakkında kitabı da bulunan hocamız yıldız teknik üniversitesinde yapılan ebru fizikokimyası çalışmalarında da bulunmuştur.
Kültür bakanlığı Süleymaniye ebru kursu hocalığını 9 yıldır sürdürmektedir.

Ebru Sanatı İçin Gerekli Malzemeler.

ebru teknesiEbru Teknesi : 5-6 cm derinliğinde genellikle 35X50 cm ebatlarında paslanmaz krom nikel malzemeden imal edilmiş tepsiye benzer bir kaptır. Galvanizli saç, alimunyum hatta cam gibi malzemelerden bile ebru teknesi yapılmaktadır.
ebru fırçasıFırça : Tekne yüzeyine boya serpek için, ebrucuların kendileri tarafından hazırlanan, at kılından yapılan fırçalardır. Eskiden hazır olarak satılmayan ebru fırçaları şimdilerde rahatlıkla hazır olarak satın alınabilmektedir. Ebru fırçasının sapı eski ustalarca gül ağacından yapıldığından günümüzde de en fazla gül dalı kullanılmaktadır.
ebru teknesiDeste Seng : Ebru boyalarının ezilme işlemi için kullanılan mermerden yapılmış bir araçtır.
ebru teknesiKürek (Spatula) : Teknedeki suyu karıştırmak ve boya ezerken dağılan malzemeyi toparlamak için kullanılan aletdir.
ebru teknesiBoya Kabı : Ebru boyalarının saklanacağı camdan imal edilmiş ağzı dar olmayan kaplardır. geleneksel ebruda zemin ebrusu için 3 farklı boya kabına ihtiyaç duyulduğundan, boyaların sıralarının gözle tespit edilmesi için 3 farklı ebatta ve yaklaçık 100 cc lik cam kaplar idealdir. çiçek boyalarının cam kapları ise daha küçük seçilebilir.
ebru teknesiBiz: Ebruda gel-git yapmak, tekneye çiçek, hatib yapmak için boya damlatmak ve su üzerine damlatılmış olan dairesel boya damlalarını şekillendirmek için kullanılan aletdir. Paslanmaz çelikten yapılan bızların genellikle ağaç sapları olur. 0,5 mm den başlayarak 7-8 mm ye kadar farklı çaplarda bizler kullanılabilir. uçlarının oval olması ve kaliteli malzemeden yapılmış olması gerekmektedir.
ebru teknesiTarak : Taraklı ebru denilen ebru çeşidini yapmak için kullanılan, sıklıklarına göre dar ve geniş taraklı diye adlandırılan, yaklaşık 5 cm uzunluğundaki tellerin tahta bir plakaya sıralı olarak tutturulması ile yapılan alettir. Sümbül yapmak için kullanılan ve tellerin yumurtamsı biçimde dizildiği "sümbül tarağı" da ebru da kullanılmaktadır.
ebru kurutma sehpasıKurutma Sehpası : Tekneden alınan ebrulu kağıdın düzgün ve hızlı bir şekilde kurutulması için tasarlanmış, genellikle 55X75 cm ebatlarında raflardan oluşan bir alettir.
ebru teknesiDamlalık (pipet): Boyaların içine öd, su, neft damlatmak için kullanılan aletdir. Ebru sanatında boyaların ayarının yapılması zor bir iştir, ve boyaların içlerine damlalar ile su ve öd katılır, yeterli miktarın tesbiti için acele etmeden ve tekrar tekrar deneyerek en iyi ayara ulaşılır.

 

Kıvam Artırıcı : Ebru sanatında, teknedeki suyun yoğunluğunun artırılması için suya karıştırılan kitre, deniz kadayıfı, sahlep, keten tohumu gibi malzemlerdir. Geleneksel Ebru sanatımızda en fazla kullanılan kitredir. kitrenin hazırlanışı ile ilgili hemen her ebru sitesinde tarif olduğundan, biz burada deniz kadayıfının tarifini yapmayı uygun bulduk. deniz kadayıfı su yosunundan elde edilen bir maddedir. 5 litre ılık suya 2 - 3 tepeleme yemek kaşığı kadar deniz kadayıfı katılarak karıştırma usulü ile eritilir. çok sıcak veya çok soğuk suda eritilmemesi gerekmektedir. 10 ar dakikalık 3 tekrar yaparak ve her tekrar arasında 15-20 dakika kadar bekleyerek karıştırılısa tam çözülme sağlanmış olur ve 5-6 saat sonra rahatlıkla kullanılabilir. kullanmaya başlamadan önce 5 litre kadar deniz kadayıflı suya yaklaşık 1 yemek kaşığı miktarı formal dehit ilave ederek, hazırladığınız bu sıvıyı kullanma ömrünü uzatabilirsiniz. hazırlanışı kitreden daha kolay olduğu için tercih edilebilir bir malzemedir. sıcak havalarda bozulma süresi daha erken olduğundan buzdolabında saklanması daha uygundur.

Boya : Gelenksel ebru sanatımızda toprak boya diye adlandırılan, suda çözülmeyen boyalar kullanılır. ebru boyaları topraktan elde edilenler olduğu gibi bazı bitkilerden elde edilenleri, pigment olanları da kullanılır. toprak boyadan kasıt asit ve kazein ihtiva etmeyen tabii boyalardır. Geleneksel ebru sanatında tabii boyaların kullanılmasının sebebi; içlerinde zararlı hiçbir katkının olmaması ve bu boyalar ile yapılan ebruların renklerinin uzun süre solmadan kalabilmesidir.

Hazırlanışı : Toprak halide olan boyalar önce iyice ezildikten sonra bir elek yardımı ile içinde bulunan taş, çakıl v.s. maddelerden temizlenir. temizlenmiş olan boya bir kaba alındıktan sonra üzerine bir miktar su ilave edilir ve karıştırılarak bir süre burada bekletilir. su ile karıştırlmış olan boyalar, karıştırma işleminden hemen sonra başka bir kaba bir kaba boşaltılır. boşaltılmış olan kabın dibinde kalan tortular atılır ve bu işlem 3-4 kez tekrarlanır. en sonunda kalan boya sık bir elek yardımı ile tekrar temizlenir ve kalan su atılır. bu işlemlerden sonra boya ezilmeye hazır hale gelir.

Ebru boyalarının hazırlanmasındaki belkide en önemli ayrıntı boyaların iyi bir şekilde ezilmesidir. Ebruda kullanıcağınız boyalar eğer yeteri kadar ezilmemiş ise; suyun üzerinde yüzmez dibe çökerler, kağıdı tekneden alırken tekne kenarına sürtünmeden dolayı akabilirler ve soluk görünürler. bu gibi sebeplerden dolayı boyalarınızı ezerken sabırlı davranmanız ve yeteri kadar ezmeniz şarttır. iyi ebru yapabilmek için iyi boyalar gereklidir. ezmek istediğiniz boyadan bir avuç kadar alıp desteseng altlığına koyulur ve boyanın ortasına su dökmek için bir çukur meydana getirilir ve su ile karıştırılmaya başlanır. karıştırma işlemi neticesinde çamur kıvamına gelen boya, desteseng yardımı ile 8'e benzer hareketler yapılarak ezilir. yeteri kadar ezilen boya daha sonra bir kap içine konur ve içine öd ilave edilerek beklemeye alınır. boyaların öd ile karştırılarak bekletilmesi boya kalitesi açısından önemlidir ve uzun süre öd ile bekletilen boyalar daha iyi sonuç verir.

Neft (Terebentin) : Neft ebru boyalarının içine ilave edildikten sonra tekneye serpilen boya damlaları içlerinde küçük hava kabarçıkları varmış gibi dağılırlar, neftli boya kullanımı ebru yapımında tekneye düşen toz deliklerine benzer etki yaptığı için tozdan kaynaklanan hataların görünmemesini sağlar. boyanın içine tek damlalar halinde ilave edilerek denenmesi ve yeterli neft ayarını yakalamak için sabırlı olunması gereklidir. çiçekli ebru yapımında kullanmak üzere hazırlanan neftli boya için kullanılan fırça kavanozdan çıkarıldıktan sonra tamamen sıkıldıktan sonra kullanılmalıdır çünkü; fazla neftli boyalar çiçek zeminlerinde çok büyük dairesel şekiller meydana getirir ve zeminin görüntüsünü bozar.Tekne üzerine küçük serpmeler yapılması estetik olarak uygundur.
Öd : Ebruda kullanılan boyaların içine katıldığında, boyaların su yüzeyinde dairesel şekilde açılarak dibe batmasını ve boyaların birbirlerine karışmasını engeller. genellikle sığır ödü kullanılır. sarı renkli ve kötü kokulu bir madde olan öd bu sanatın olmazsa olmazlarındandır. (ebruyu seven kokusuna katlanır) ebruda tekneye serpilecek boyaların öd ayarları, ilk sırada kullanılacak boyaya en az, ve sıralama ile doğru orantılı olarak bir sonraki boyalara daha fazla öd katılarak yapılır. ödü fazla olan boyanın üzerine daha az öd ihtiva eden boya serpilmesi halide, boya açılmayıp suyun dibine batacaktır. sıcak havalarda erken bozulan öd buzdolabında muhafaza edilmelidir.
Su : Ebru yapmak için hazırlayacağınız su temiz olmalıdır. istanbul da çeşme suyu ile deniz kadayıflı veya kitreli su hazırlamak problem olmasada, tecrübe ile sabit olarak bazı suların kullanıma uygun olmadığı görülmüştür.

 

 

Ebru Sanatı Teknikleri

tarz-ı kadim battal ebruBattal Ebru : Tekne yüzeyine serpilen boyalara müdahele etmeksizin meydana gelen desenin kağıda geçirilmesi ile oluşan ebru çeşididir. bu tarzda yapılan ebrularda, ebru yapan kişinin becerisi ve ustalığı ne kadar ileri seviyede olursa olsun meydana gelen desenin sadece kendisi tarafından yapıldığını söyleyebilmesi eksik kabul edilir. Ebrucunun kendisi de su gibi, boya gibi sebeplerden sadece biridir. Elbette görebilen göziçin Külli İrade her şeyde aşikardır, fakat özellikle "battal ebru" da Külli İradenin varlığı daha net olarak görülebilmektedir.
gel git ebruGel-Git Ebrusu : Tekne yüzeyine serpilen boyaları bir "biz" yardımı ile soldan-sağa ve yukarıdan-aşağıya dogru paralel hareketler yaparak (tarayarak) şekillendirdikten sonra meydana gelen ebru desenidir.
şal ebrusuŞal Ebrusu : Anadoluda kullanılan şal desenine benzediği için bu ismi almıştır. Gel-Git ebrusu yapıldıktan, bir biz yardımı ile teknedeki gel-git ebrusunun dairesel hareketlerle karıştırılması neticesinde meydana gelen desen şal ebru desenidir. üzerine neftli boya serpilerek daha farklı sonuçlar elde edilebilir.
bülbül yuvsı ebruBülbül Yuvası Ebru : Tekne yüzeyine serpilen boyaları bir biz yardımı ile büyükten küçüğe doğru dairesel hareketler yaparak şekillendirme neticesinde meydana gelen ebru desenidir. Genellikle bu dairesel şekiller, uzun kenar boyunca 5, ve kısa kenar boyunca 4 tane olarak tasarlanır.
buket taraklı ebruTaraklı Ebru : Gel-Git ebrusu yapıldıktan sonra tarak adı verilen alet yardımı ile meydana gelen desen taraklı ebru desenidir. tarağın dişleri suya temas edecek kadar tekneye batırıldıktan sonra, gel-git e dikey olarak ve tarağı çekerken elinizi oynatmadan yapılır. tarak çekildikten sonra tarak biraz kaydırılarak ters istikamete doğru çekilirse "ters taraklı ebru" meydana gelmiş olur. bu tarz ebru avrupada da kullanılmaktadır.
hafif ebruHafif Ebru : Ebruda kullanılan boyaların su ve öd miktarlarının artırılması neticesinde elde edilen açık renkli ve kağıt üzerinde hafif bir desen görüntüsü veren ebru çeşididir. Bu tarz ebru deseni hattatların yazı yazmaları için idealdir.
neftli battal ebruNeftli Battal Ebrusu : Battal ebrusunda en son olarak serpilecek boyanın içine yeteri kadar "neft" katılması sonucunda meydana gelen ebru desenidir. Neftli boya yüzeye serpildikten sonra yüzeyde hava kabarçıklarına benzer desenler meydana getirdiği için farklı bir güzellik meydana gelir.
hatib ebruHatib Ebrusu : Ayasofya camii imam hatibi olan merhum Mehmet Efendi tarafından bulunmuş olan çok önemli bir ebru çeşididir, bu sebeple o zatın adı ile anılır "hatib ebrusu" Bu ebru çeşidi bir ilk olması ve ebruda farklı desenler meydana getirmiş olması sebebi ile çiçekli ebrulara geçişteki en önemli sebep olmuştur. bir veya birden fazla rengin iç içe damlatılmasından sonra meydana gelen dairesel şekillere bir biz yardımı ile farklı desenler vermek sureti ile uygulanır. Hat kenarlarında pervaz olarak kullanılabilir. En bilineni "çarkıfelek" hatib ebrusudur.
çiçekli ebru, lale ebrusuÇiçekli Ebru : Necmeddin ebrusu da denilen bu ebru çeşidi adından da anlaşılabileceği gibi merhum Necmeddin Okyay tarafından bulunan ebru çeşididir. Necmeddin Okyay hocaya gelene kadar kimi ebru sanatçıları tarafından ebru teknesinde çiçek desenleri yaılmaya çalışılmış olsada başarılı olamamışlardır. Bu tarz ebrunun ilk örenekleri ancak Necmeddin Okyay zamanında meydana gelmiştir. Necmeddin Okyay; "lale, karanfil, gelincik, menekşe, sümbül, gül goncası ve kasımpatı" gibi çiçek desenlerini ebruda uygulamıştır. Çiçkekli ebrular aynı rengin 3 farklı tonuyla hazırlanan ebru zemininin üstüne bizin ucundan damlatılarak belli bir büyüklüğe gelen dairesel boyaların farklı kalınlıklardaki bizler yardımı ile desenlendirilerek çiçek şekline benzetilmeleri sonucu meydana getirilirler.
yazılı ebru, akkase ebruYazılı Ebru : Necmeddin Okyay tarafından bulunan bu ebru çeşidi, ebrunun içine yerleştirilecek olan herhangi bir yazının arap zamkı kullanılarak veya yazının kalıbını çıkarıp ebru uygulanacak kağıdın üzerine kesme-yapıştırma yöntemi ile tespit edilmesi ile meydana gelir. kalıp çıkarılarak yazılı ebru yapmak gerçekten zor ve sabır gerektiren bir iştir. yazıyı kesmesi büyük bir zahmet olduğu gibi, kesmiş olduğunuz bu kalıbı uygulayabilmek ondan daha da zor ve zahmetlidir.
Kumlu Ebru : Tekne Yüzeyine serpilen boyaların kum gibi dağılması ile meydana gelen ebru çeşididir. Kumlu ebrunun tarifi diğer ebru tarifleri gibi yapılamaz, çünkü kumlu ebrunun meydana gelmesi için kullandığınız kitreli suyun (deniz kadayıfı-sahlep..) kıvamının, boyaları kumlandıracak nitelikte olması gerekmektedir ve bu kıvam her zaman oluşmaz. Dolayısı ile kumlu ebru yapabilmek için sizin ustalığınızdan ziyade teknenin ustalığı gereklidir. (tekneden usta olmaz demeyin)

 

 

Ebru Sanatı İle İlgili Faydalı Bilgiler.

 
  • Ebru yapımında kesinlikle kaliteli malzemeler kullanmanız gereklidir. İyi ezilmemiş boyalarla veya kalitesiz kıvam artırıcı maddelerle ebru yapmaya çalışmak, iyi sonuçlar vermeyeceği için, çalışma isteğinizi kıracaktır.
  • Ebru yapacağınız mekanı çalışmaya başlamadan önce güzelce temizlemezseniz, ebru çalışırken tekneye düşen tozlar, çalışmalarınızda ciddi zararlar meydana getirir.
  • Tekneyi üstüne koyacağınız çalışma masasının yüksekliği, rahat çalışabileceğiniz yükseklikte olmalıdır.  Fazla alçak veya fazla yüksek masalarda çalışmak vücudunuzda özellikle belinizde ağrılara sebep olabilir.
  • Çalışma odanızdaki ışığın tekneye bakış açısını, tekneye serptiğiniz boyaları en rahat görebileceğiniz noktaya göre ayarlayın. Özellikle yeni hazırlanmış olan ebru sıvıları (deniz kadayıfı ile hazırlanmış su) berrak olduğu için çalışırken uygun ışık açısını bulmanız fırçadan suya serpilen boyaların yerlerini daha net görmenizi sağlar.
  • Çalışma yerinizin sıcaklığının normal oda sıcaklığında olması hem sizin hem de ebru yapımı için en uygun olanıdır.
  • Ebru yapımı çok zevkli olduğundan, zamanın nasıl geçtiğini fark edemeyebilirsiniz, bu yüzden oturarak ebru yapmanız vücudunuzu daha az yoracaktır. (yorucu değilmiş gibi görünse de ebru yapmak gerçekten yorucu bir iştir.)
  • Ebru yapacağınız sıvıyı hazırlarken kireçsiz ve temiz su kullanmanız gereklidir.
  • Deniz kadayıfı hazırlarken genellikle 2 - 2,5 tepeleme yemek kaşığı kadar (bu oran değişebilir, zamanla uygun ayarı yakalarsınız) deniz kadayıfını 5 litre ılık su ile, ve her defasında 10 ar dakikadan 30 dakika ara vererek ve 3 tekrar yaparak karıştırmanız, kadayıfın tamamen erimesini sağlayacaktır.
  • Deniz kadayıfını hazırladıktan sonra 6 saat kadar beklemeniz yeterlidir.
  • Ebru yapacağınız suyu, ağzı geniş bir kovada ve elektrikli mikserle karıştırmanız, daha iyi sonuç verecektir.
  • Deniz kadayıfını hazırladıktan sonra içine formal dehit ilave etmeniz, bu suda daha uzun süreli ebru yapmanızı sağlar.
  • Deniz kadayıfı kullanılarak hazırlanmış sular belirli bir süre bekledikten sonra genellikle daha yoğun bir hale gelir bu yüzden yeniden su ilave etmeniz gerekir.
  • Su ilavesini azar azar yapmanız ve doğru ayarı bulmanız zaman alabilir, sabırlı olup acele etmemeniz, fazla su katıp sıvıyı fazla sulandırmanızdan daha iyidir. Fazla yoğun sıvıya su ekleyerek normal kıvamına getirmeniz mümkündür ama çok sulanmış olan sıvıya bir şey yapamazsınız.
  • Çiçekli ebruların zeminini; aynı rengin farklı tonlarından hazırlamanız, zeminin estetik açıdan daha güzel görünmesini ve yaptığınız çiçeğin daha belirgin olmasını sağlar.
  • Özellikle çiçekli ebru zeminlerinde neftli (terebentin) boya kullanmanız hem zeminin güzelliğini artırır hem de teknenize düşen tozların sebep olduğu hataların daha az görünür hale gelmesini sağlar.
  • Çiçekli ebru zemininde ilk sırada serptiğiniz boyaların tekne üzerindeki görüntüsünde geniş boş alanlar (boya düşmemiş) varsa bizinizle gel-git yapmanız bu boşlukların sıklaşmasını sağlayacaktır. Bu da ebruyu kağıda aldıktan sonra, boyasız kalan bölümlerin zeminde fazla sırıtmasını engeller.
  • Yaptığınız ebrunun renklerine daha uygun farklı renklerde kağıtlar kullanmanız ebrunuzun kağıt üstünde daha güzel görünmesini sağlayabilir.
  • Ebruyu kağıda alırken; bir köşeden başlayarak, kağıdı yatırdığınız noktadan tekrar geriye kaldırmadan, yavaşça ve hava boşluğu bırakmayacak şekilde kağıdı suya yatırmanız gereklidir.
  • Kağıdı tekneden alırken, teknenizin kenarını temizlemeniz ve bu kenara kağıdı sıyırarak almanız hem fazla sıvının teknede kalmasını hem de ebrunun daha kolay kurumasını sağlar.
    Sıcak havalarda ebru yaparken kesinlikle kağıdı sıyırarak almanızı tavsiye ederim. Sıyırmadan alırsanız boyaların belli bir süre sonra kağıdın üstünde akarak dağıldığını ve kağıdın çok fazla buruştuğunu görürsünüz.
     

    {gallery}phocagallery/ebrugaleri{/gallery}

 

 
 

 

© 2017 Nurşin.com"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları nurşin.com 'a aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "